+90 312 911 77 77
|+90 538 682 61 19
|
Pzt - Cmt: 09:00 - 18:00
Prof. Dr. Aydan Biri
Ana Sayfa
Hakkımda
Uzmanlıklarımız
Perinatoloji
S.S.S.
Blog
Galeri
İletişim
Randevu Al

Sağlığınız İçin Yanınızdayız

Sorularınız veya randevu talepleriniz için bizimle iletişime geçin. Size en kısa sürede dönüş yapacağız.

+90 312 911 77 77WhatsApp ile Yazın
Prof. Dr. Aydan Biri

Perinatoloji ve Genetik Uzmanı

35 yılı aşkın deneyim ile kadın sağlığı, gebelik takibi ve genetik hastalıklar konusunda uzman hizmet.

Hızlı Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
  • Blog
  • SSS
  • İletişim

Hizmetlerimiz

  • Doğum
  • Gebelik
  • Genital Estetik
  • İletişim
  • İnfertilite (Kısırlık) Tedavisi
  • Jinekolojik (Üreme Organları) Hastalıklar

İletişim

  • Telefon

    +90 312 911 77 77

  • E-posta

    bilgi@aydanbiri.com

  • Adres

    Kızılırmak Mah. 1450. Sokak No:13 Çukurambar Ankara-TÜRKİYE

  • Çalışma Saatleri

    Pzt-Cmt: 09:00 - 18:00

© 2026 Prof. Dr. Aydan Biri. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik PolitikasıKullanım Koşulları

Perinatoloji

Yüksek Riskli Gebelik Takibi ve Fetal Tanı

Ana SayfaPerinatoloji

İçindekiler

  • Perinatoloji Nedir?
  • Perinatoloji Uzmanı (Perinatolog) Ne Yapar?
  • Hangi Durumlarda Perinatoloji Uzmanına Başvurulmalı?
  • Perinatolojide Tanı Yöntemleri
  • Detaylı Ultrasonografi ve 4D Ultrason
  • Amniyosentez
  • Koryon Villüs Biyopsisi (CVB/CVS)
  • NIPT (Non-invaziv Prenatal Test)
  • Doppler Ultrasonografi
  • Fetal MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme)
  • Fetal Ekokardiyografi
  • Riskli Gebelik ve Perinatoloji
  • Genetik Tarama Testleri ve Perinatoloji
  • Fetal Girişimler
  • Çoğul Gebeliklerde Perinatoloji
  • Perinatolojide Prof. Dr. Aydan Biri'nin Yaklaşımı
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Perinatoloji uzmanına ne zaman gidilir?
  • Perinatoloji muayenesi nasıl yapılır?
  • Amniyosentez riskli midir?
  • NIPT testi nedir?
  • Riskli gebelik ne demektir?
  • Perinatolog ve jinekolog arasındaki fark nedir?
  • İkiz gebeliklerde perinatoloji takibi gerekli midir?
  • Perinatoloji muayene ücreti ne kadar?
  • Perinatoloji hangi hastalıklara bakar?
  • Fetal ekokardiyografi neden yapılır?

Perinatoloji Nedir?

Perinatoloji, gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde anne ile fetüsün (ceninin) sağlığını inceleyen, kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığının bir yan dal uzmanlık alanıdır. Tıp literatüründe maternal-fetal tıp (anne-fetüs tıbbı) olarak da bilinen perinatoloji, özellikle yüksek riskli gebeliklerin yönetimi, fetal tanı yöntemleri ve intrauterin (rahim içi) tedavi yaklaşımlarıyla ilgilenir.

Perinatoloji terimi, Latince "peri" (çevresinde), "natus" (doğum) ve "logos" (bilim) kelimelerinden türetilmiştir. Bu alan, gebeliğin yaklaşık 20. haftasından doğum sonrası 28. güne kadar olan dönemi kapsar; ancak günümüzde perinatolojinin kapsamı gebeliğin en erken dönemlerinden itibaren başlayacak şekilde genişlemiştir. Prenatal tanı teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte, perinatoloji artık gebeliğin ilk haftalarından itibaren fetüsün sağlığını izleyebilecek düzeye ulaşmıştır.

Perinatoloji, normal gebelik takibinden farklı olarak, gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek komplikasyonların erken teşhisi, genetik hastalıkların prenatal tanısı ve yüksek riskli gebeliklerin multidisipliner yaklaşımla yönetilmesi konularında uzmanlaşmış bir bilim dalıdır. Bu nedenle perinatoloji, riskli gebelik kavramıyla sıklıkla eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Türkiye'de perinatoloji, Sağlık Bakanlığı tarafından resmi olarak tanınmış bir yan dal uzmanlık alanıdır ve üniversite hastanelerinin yanı sıra referans merkezlerinde de hizmet verilmektedir.

Perinatolojinin ilgi alanı son derece geniştir. Fetüsün genetik yapısından organ gelişimine, annenin kronik hastalıklarından gebeliğe özgü komplikasyonlara, çoğul gebeliklerden doğum zamanlamasına kadar pek çok konuda uzmanlaşmış bilgi ve beceri gerektiren bu alan, modern obstetriğin en kritik dallarından birini temsil etmektedir.

Perinatoloji Uzmanı (Perinatolog) Ne Yapar?

Perinatolog, kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığı eğitiminin ardından 3 yıl süren perinatoloji yan dal eğitimini tamamlamış, yüksek riskli gebeliklerin yönetimi konusunda ileri düzey uzmanlık kazanmış hekimdir. Perinatolog, toplam 10 yılı aşan tıp eğitimi sürecinde hem anne hem de fetüs sağlığı konusunda kapsamlı bilgi ve beceri edinir.

Perinatoloji yan dal eğitimi süresince hekim, detaylı fetal ultrasonografi, invaziv prenatal tanı yöntemleri (amniyosentez, koryon villüs biyopsisi), genetik danışmanlık, fetal tedavi ve yüksek riskli gebeliklerin yönetimi konularında yoğun teorik ve pratik eğitim alır. Bu eğitim, hekime fetüsü bağımsız bir hasta olarak değerlendirme ve tedavi etme yetkinliği kazandırır.

Bir perinatoloji uzmanının temel görevleri şunlardır:

  • Yüksek riskli gebeliklerin tanımlanması, izlenmesi ve yönetimi
  • Detaylı fetal ultrasonografi ve anomali taraması
  • Genetik danışmanlık ve prenatal genetik tanı testlerinin uygulanması ve yorumlanması
  • Amniyosentez, koryon villüs biyopsisi gibi invaziv girişimlerin gerçekleştirilmesi
  • Fetal tedavi ve intrauterin girişimlerin planlanması ve uygulanması
  • Çoğul gebeliklerin (ikiz, üçüz) takibi ve yönetimi
  • Anne adayının mevcut kronik hastalıklarının gebelik sürecinde yönetimi
  • Fetal büyüme gelişme geriliğinin değerlendirilmesi ve takibi
  • Erken doğum riski bulunan gebeliklerin izlenmesi ve önleyici tedavilerin uygulanması
  • Diğer branş hekimleriyle koordineli çalışarak multidisipliner tedavi planı oluşturulması
  • Doğum zamanlaması ve doğum şeklinin belirlenmesinde karar verme
  • Prenatal ve postnatal dönemde aileye psikolojik destek ve bilgilendirme sağlanması

Perinatolog, standart bir kadın doğum uzmanından farklı olarak, fetüsü ayrı bir hasta olarak değerlendirir ve hem annenin hem de bebeğin sağlığını eş zamanlı olarak gözetir. Bu yaklaşım, özellikle karmaşık gebelik durumlarında hayati öneme sahiptir. Perinatolog aynı zamanda yenidoğan uzmanı (neonatolog), genetik uzmanı, pediatrik cerrah ve diğer ilgili branş hekimleriyle yakın iş birliği içinde çalışarak, doğum öncesi dönemden doğum sonrası döneme kadar bütüncül bir sağlık hizmeti sunulmasını sağlar.

Hangi Durumlarda Perinatoloji Uzmanına Başvurulmalı?

Her gebelik kendi içinde özel olmakla birlikte, bazı durumlar perinatoloji uzmanına başvurmayı zorunlu kılar. Aşağıdaki koşullardan herhangi birinin varlığında mutlaka bir perinatolog değerlendirmesi önerilmektedir:

  • İleri anne yaşı: 35 yaş ve üzerindeki gebelikler, kromozom anomalisi riski nedeniyle perinatolojik değerlendirme gerektirir
  • Kronik hastalıklar: Diyabet, hipertansiyon, tiroid hastalıkları, epilepsi, otoimmün hastalıklar (lupus, antifosfolipid sendromu), böbrek hastalıkları, kalp hastalıkları
  • Önceki gebelik komplikasyonları: Daha önceki gebeliklerde preeklampsi, erken doğum, ölü doğum, tekrarlayan düşük öyküsü, daha önce anomalili bebek doğurma
  • Çoğul gebelik: İkiz, üçüz veya daha fazla sayıda fetüs bulunan gebelikler
  • Genetik risk: Ailede genetik hastalık öyküsü, akraba evliliği veya tarama testlerinde yüksek risk saptanması
  • Ultrasonografide anomali şüphesi: Rutin gebelik takibinde fetal anomali veya gelişim geriliği saptanması
  • Rh uygunsuzluğu: Anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı ve buna bağlı fetal anemi riski
  • Gebelikte enfeksiyon: Toksoplazmoz, sitomegalovirüs (CMV), rubella, parvovirüs B19 gibi fetüsü etkileyebilecek enfeksiyonlar
  • Plasenta anomalileri: Plasenta previa, plasenta akreata, plasenta dekolmanı gibi durumlar
  • Amniyon sıvısı bozuklukları: Oligohidramniyos (az su) veya polihidramniyos (fazla su)
  • Tüp bebek gebelikleri: Tüp bebek ile elde edilmiş gebelikler özellikle dikkatli takip gerektirir
  • Servikal yetmezlik: Rahim ağzının erken açılma riski veya daha önce servikal serklaj uygulanması
  • İntrauterin gelişme geriliği: Bebeğin beklenen ölçülerin altında kalması
  • Obezite veya aşırı düşük kilo: Vücut kitle indeksinin aşırı yüksek veya düşük olması
  • İlaç kullanımı: Gebelik öncesinden itibaren sürekli ilaç kullanımı gerektiren durumlar

Bu durumlardan herhangi birinde, mevcut kadın doğum uzmanınız sizi bir perinatoloji uzmanına yönlendirebilir veya doğrudan perinatolog muayenesine başvurabilirsiniz. Erken değerlendirme, olası komplikasyonların önlenmesinde ve zamanında müdahale edilmesinde kritik rol oynar. Perinatolojik değerlendirme, her zaman riskli bir sonuç anlamına gelmez; aksine, risklerin erken belirlenmesi ve uygun önlemlerin alınması sağlıklı bir gebelik ve doğum sürecinin temelini oluşturur.

Perinatolojide Tanı Yöntemleri

Perinatolojinin en güçlü yönlerinden biri, anne karnındaki bebeğin sağlık durumunu değerlendirmek için kullanılan ileri tanı yöntemleridir. Bu yöntemler non-invaziv (girişimsel olmayan) ve invaziv (girişimsel) olarak ikiye ayrılır. Non-invaziv yöntemler genellikle tarama amacıyla kullanılırken, invaziv yöntemler kesin tanı koymak için tercih edilir.

Detaylı Ultrasonografi ve 4D Ultrason

Detaylı ultrasonografi, perinatolojinin temel tanı aracıdır. İkinci trimester anomali taraması olarak da bilinen bu inceleme, genellikle gebeliğin 18-24. haftaları arasında yapılır ve bebeğin tüm organ sistemlerinin ayrıntılı değerlendirilmesini sağlar. Bebeğin beyin, kalp, böbrek, omurga, yüz yapıları, el-ayak parmakları, mide, mesane, diyafragma gibi anatomik yapıları tek tek incelenir. Ayrıca plasentanın yerleşimi, amniyon sıvı miktarı ve göbek kordonunun yapısı da değerlendirilir.

Birinci trimester ultrasonografisi ise gebeliğin 11-14. haftaları arasında uygulanır ve ense saydamlığı (nuchal translucency - NT) ölçümü, nazal kemik değerlendirmesi, duktus venozus akım paterni ve triküspit kapak regürjitasyonu gibi belirteçlerin incelenmesini kapsar. Bu erken dönem ultrasonografi, kromozom anomalileri için risk hesaplamasında önemli veriler sağlar.

4D ultrason teknolojisi ise üç boyutlu görüntüye zaman boyutunu ekleyerek bebeğin hareketlerini gerçek zamanlı olarak izlemeye olanak tanır. Bu teknoloji, özellikle yüz anomalileri, yarık damak-dudak, iskelet sistemi anomalileri ve yüzeysel yapısal bozuklukların değerlendirilmesinde ek bilgi sağlar. Ayrıca bebeğin yüz ifadelerinin, yutkunma hareketlerinin ve ekstremite hareketlerinin nörolojik gelişim açısından değerlendirilmesinde de katkı sunar.

Amniyosentez

Amniyosentez, gebeliğin 16-20. haftaları arasında ultrasonografi eşliğinde anne karnından ince bir iğne ile amniyon sıvısı alınarak yapılan invaziv bir tanı yöntemidir. Alınan sıvıdaki fetal hücreler genetik laboratuvarda incelenerek bebeğin kromozom yapısı değerlendirilir. Klasik karyotip analizi, FISH (floresan in situ hibridizasyon) ve mikrodizi (microarray) gibi ileri genetik tekniklerle bebeğin genetik haritası çıkarılabilir.

Amniyosentez başlıca şu durumlarda uygulanır:

  • Tarama testlerinde (ikili test, üçlü test, NIPT) yüksek risk saptanması
  • İleri anne yaşı (35 ve üzeri)
  • Ultrasonografide anomali şüphesi veya soft marker varlığı
  • Ailede genetik hastalık öyküsü veya bilinen gen mutasyonu taşıyıcılığı
  • Önceki gebelikte kromozom anomalili bebek öyküsü
  • Ebeveynlerde dengeli translokasyon veya diğer kromozom düzensizlikleri
  • Fetal enfeksiyon şüphesi (CMV, toksoplazmoz gibi)

Deneyimli bir perinatolog tarafından uygulanan amniyosentezde düşük riski yaklaşık binde 1-3 oranındadır. İşlem ultrasonografi eşliğinde, steril koşullarda ve lokal anestezi altında gerçekleştirilir. İşlem yaklaşık 5-10 dakika sürer ve genellikle iyi tolere edilir. Sonuçlar genellikle 2-3 hafta içinde elde edilir; ancak FISH tekniği ile bazı sonuçlar 24-48 saat içinde ön değerlendirme olarak alınabilir.

Koryon Villüs Biyopsisi (CVB/CVS)

Koryon villüs biyopsisi (CVS), gebeliğin 11-14. haftaları arasında uygulanan invaziv bir prenatal tanı yöntemidir. Ultrasonografi eşliğinde, plasentadan küçük bir doku örneği alınarak genetik analiz yapılır. Amniyosenteze göre daha erken dönemde uygulanabilmesi en büyük avantajıdır; bu sayede olası bir anomali durumunda aileler daha erken bilgilendirilir ve karar alma süreci için daha fazla zaman kazanılır.

CVS, transabdominal (karın duvarından) veya transervikal (rahim ağzından) yolla uygulanabilir. Yöntem seçimi, plasentanın yerleşimine göre perinatolog tarafından belirlenir. CVS ile elde edilen genetik sonuçlar amniyosentezle benzer doğrulukta olmakla birlikte, bazı durumlarda mozaikizm (farklı hücre hatlarının bir arada bulunması) nedeniyle doğrulama amniyosentezi gerekebilir.

NIPT (Non-invaziv Prenatal Test)

NIPT, anneden alınan bir kan örneğinde, bebeğe ait serbest DNA parçacıklarının (cell-free fetal DNA) analiz edilmesiyle yapılan ileri düzey bir tarama testidir. Gebeliğin 10. haftasından itibaren uygulanabilir. Özellikle Down sendromu (Trizomi 21), Edwards sendromu (Trizomi 18) ve Patau sendromu (Trizomi 13) gibi kromozom anomalilerinin tespitinde yüksek doğruluk oranına sahiptir.

NIPT, invaziv bir işlem olmadığı için fetüs üzerinde herhangi bir risk oluşturmaz. Basit bir kan örneği alınmasıyla gerçekleştirilir ve sonuçlar genellikle 7-10 gün içinde elde edilir. Testin duyarlılığı Trizomi 21 için %99'un üzerinde, Trizomi 18 ve 13 için ise %95-99 arasındadır. Ancak NIPT bir tarama testi olduğu için tanı testi değildir; pozitif sonuçların amniyosentez veya CVS ile kesinleştirilmesi gerekir. Bazı NIPT platformları ayrıca cinsiyet kromozomu anomalilerini (Turner sendromu, Klinefelter sendromu gibi) ve mikrodeleyon sendromlarını da tarayabilmektedir.

Doppler Ultrasonografi

Doppler ultrasonografi, anne ve bebek arasındaki kan akışını değerlendiren önemli bir tanı yöntemidir. Umbilikal arter, orta serebral arter, uterin arter ve duktus venozus Doppler incelemeleri ile bebeğin yeterli oksijen ve besin alıp almadığı değerlendirilir. Özellikle intrauterin gelişme geriliği, preeklampsi ve plasenta yetmezliği gibi durumlarda kritik bilgi sağlar.

Umbilikal arter Doppler incelemesinde yüksek rezistans veya diyastol sonu akım kaybı gibi bulgular, plasenta yetmezliğini işaret edebilir. Orta serebral arter Doppler ise fetal anemi ve beyin koruma mekanizmasının (brain-sparing effect) değerlendirilmesinde kullanılır. Uterin arter Doppler incelemesi, özellikle birinci ve ikinci trimesterde preeklampsi risk tahmini için önemli bir araçtır. Duktus venozus Doppler ise fetal kalp fonksiyonlarının değerlendirilmesinde ve ciddi fetal kompromiz durumlarının tespitinde hayati bilgi sağlar.

Fetal MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme)

Fetal MRI, ultrasonografi ile yeterli bilgi elde edilemeyen durumlarda tamamlayıcı bir görüntüleme yöntemi olarak kullanılır. Özellikle beyin anomalileri (korpus kallozum agenezisi, kortikal gelişim bozuklukları, posterior fossa anomalileri), karın içi kitleler, akciğer gelişim bozuklukları ve diyafragma hernisi gibi durumların değerlendirilmesinde ultrasonografiye üstün bilgi sağlayabilir. Radyasyon içermemesi nedeniyle gebelikte güvenle kullanılabilir ve genellikle gebeliğin 18. haftasından sonra uygulanır.

Fetal Ekokardiyografi

Fetal ekokardiyografi, bebeğin kalbinin detaylı ultrasonografik incelemesidir. Genellikle gebeliğin 20-24. haftaları arasında yapılır ve doğuştan kalp hastalıklarının prenatal dönemde tespit edilmesini sağlar. Bebeğin kalp odacıkları, kapakçıkları, büyük damarları ve kalp fonksiyonları ayrıntılı olarak değerlendirilir. Ailede kalp hastalığı öyküsü, diyabetik anne, tarama testlerinde yüksek risk, rutin ultrasonografide kalp yapısında şüpheli bulgu saptanan durumlarda veya gebelikte belirli ilaç kullanımı durumlarında önerilir. Doğuştan kalp hastalıklarının prenatal tanısı, doğum sonrası tedavi planlamasının önceden yapılmasına ve gerektiğinde uygun bir merkezde doğumun gerçekleştirilmesine olanak tanır.

Riskli Gebelik ve Perinatoloji

Riskli gebelik ve perinatoloji birbiriyle iç içe geçmiş kavramlardır. Riskli gebelik takibi, perinatolojinin en temel uygulama alanlarından birini oluşturur. Her riskli gebelik, bir perinatoloji uzmanının değerlendirmesini ve takibini gerektirir.

Riskli gebelik, anne adayının veya fetüsün sağlığını tehdit edebilecek herhangi bir faktörün varlığı durumunda söz konusu olur. Bu riskler gebelik öncesinde var olabileceği gibi, gebelik sırasında da ortaya çıkabilir. Perinatolog, risk faktörlerini belirleyerek kişiye özel bir gebelik takibi planı oluşturur ve bu planı gebeliğin seyrine göre dinamik olarak günceller.

Riskli gebelik kapsamında sıklıkla karşılaşılan durumlar arasında şunlar yer alır:

  • Preeklampsi: Gebeliğe bağlı yüksek tansiyon ve organ hasarı. Gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkar ve tedavi edilmezse eklampsi (nöbet) ve HELLP sendromu gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Erken tanı ve yakın takip ile anne ve bebek sağlığı korunabilir.
  • Gestasyonel diyabet: Gebelik döneminde ortaya çıkan şeker hastalığı. Genellikle 24-28. haftalarda yapılan oral glukoz tolerans testi ile tanı konur. Kontrol altına alınmazsa makrozomi (iri bebek), doğum travması ve yenidoğan komplikasyonlarına neden olabilir.
  • Plasenta previa: Plasentanın rahim ağzını kısmen veya tamamen kapatacak şekilde yerleşmesi. Ağrısız vajinal kanama ile kendini gösterebilir ve doğum şeklini doğrudan etkiler.
  • Erken doğum tehdidi: 37. haftadan önce doğum riski. Düzenli kasılmalar, servikal kısalma veya dilatasyon ile karakterizedir. Erken tanı ve uygun tedavi ile doğumun geciktirilmesi mümkün olabilir.
  • İntrauterin gelişme geriliği (IUGR): Bebeğin beklenen büyüklüğün altında kalması. Plasenta yetmezliği, anne hastalıkları veya fetal nedenlerle oluşabilir. Doppler ultrasonografi ile yakın takip gerektirir.
  • Erken membran rüptürü (EMR): Su kesesinin doğum eylemi başlamadan önce açılması. Enfeksiyon riski nedeniyle dikkatli değerlendirme ve yönetim gerektirir.
  • Plasenta dekolmanı: Plasentanın doğumdan önce rahim duvarından ayrılması. Acil müdahale gerektiren ciddi bir obstetrik komplikasyondur.

Perinatolog, bu ve benzeri durumları erken tanılayarak, anne ve bebek için en uygun tedavi ve doğum stratejisini belirler. Riskli gebeliklerde takip sıklığı artırılır, gerekli durumlarda hastaneye yatış planlanır ve doğum zamanlaması ile doğum şekli bireysel olarak değerlendirilir.

Genetik Tarama Testleri ve Perinatoloji

Genetik tarama testleri, perinatolojinin ayrılmaz bir parçasıdır. Gebelik sürecinde uygulanan genetik tarama testleri, bebeğin kromozom anomalisi veya yapısal anomali taşıma riskini değerlendirir. Bu testler tarama niteliğinde olup kesin tanı koymaz; ancak risk belirleme açısından son derece değerlidir. Tarama testlerinin amacı, yüksek riskli gebelikleri belirleyerek tanı testlerine yönlendirmek ve gereksiz invaziv girişimleri önlemektir.

Gebelikte uygulanan başlıca genetik tarama testleri şunlardır:

  • İkili test (Birinci trimester kombine test): Gebeliğin 11-14. haftaları arasında, ense saydamlığı ölçümü (NT) ve kan testleri (PAPP-A, serbest beta-hCG) ile yapılır. Down sendromu ve diğer kromozom anomalileri için risk hesaplaması sağlar. Tespit oranı yaklaşık %85-90 düzeyindedir ve günümüzde en yaygın kullanılan birinci trimester tarama yöntemidir.
  • Üçlü test: Gebeliğin 15-20. haftaları arasında uygulanan kan testi olup AFP (alfa-fetoprotein), beta-hCG ve serbest estriol seviyelerini ölçer. Down sendromu, Edwards sendromu ve nöral tüp defektleri için risk hesaplaması yapar.
  • Dörtlü test: Üçlü teste inhibin-A parametresinin eklenmesiyle oluşan ve biraz daha yüksek doğruluk oranı sunan tarama testidir. Down sendromu tespit oranı %80-85 civarındadır.
  • NIPT (Non-invaziv Prenatal Test): Anneden alınan kanda bebeğe ait DNA parçacıklarının incelenmesiyle yapılan, yüksek doğruluk oranına sahip ileri tarama testidir. Trizomi 21, 18 ve 13 için %99'un üzerinde duyarlılığa sahiptir. Yanlış pozitiflik oranı diğer tarama testlerine göre çok düşüktür.

Tarama testlerinde yüksek risk saptandığında, kesin tanı için amniyosentez veya koryon villüs biyopsisi gibi invaziv tanı yöntemlerine başvurulur. Perinatolog, tarama ve tanı testlerinin sonuçlarını bütüncül olarak değerlendirerek aileye genetik danışmanlık hizmeti sunar. Genetik danışmanlık sürecinde, tespit edilen riskin boyutu, olası sonuçları, mevcut seçenekler ve kararın aile tarafından bilinçli olarak verilmesinin önemi vurgulanır.

Perinatoloji uzmanı, genetik tarama sonuçlarını yorumlarken annenin yaşını, gebelik haftasını, kilosunu, etnik kökenini ve diğer klinik verileri bir arada değerlendirir. Bu kapsamlı yaklaşım, yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuçların en aza indirilmesini sağlar.

Fetal Girişimler

Fetal girişimler, perinatolojinin en ileri uygulama alanlarından birini oluşturur. Bebek henüz anne karnındayken uygulanan tedavi yöntemlerini kapsayan fetal girişimler, bazı durumlarda bebeğin hayatını kurtarabilecek müdahaleler içerir. Son yıllarda gelişen teknoloji ve artan deneyim sayesinde, fetal girişimlerin çeşitliliği ve başarı oranları önemli ölçüde artmıştır.

Perinatolojide uygulanan başlıca fetal girişimler şunlardır:

  • İntrauterin kan transfüzyonu: Rh uygunsuzluğu veya fetal anemi durumlarında, bebeğe rahim içinde kan nakli yapılmasıdır. Ultrasonografi eşliğinde bebeğin göbek kordonuna (kordosentez yoluyla) veya karın boşluğuna kan verilir. Bu işlem, ciddi fetal aneminin yol açabileceği hidrops fetalis ve fetal ölümü önlemede hayat kurtarıcı olabilir. İşlem birden fazla kez tekrarlanabilir.
  • Amniyoredüksiyon: Polihidramniyos (fazla amniyon sıvısı) durumunda fazla sıvının iğne ile boşaltılması işlemidir. Bu durum, özellikle çoğul gebeliklerde ikizden ikize transfüzyon sendromunda (TTTS) ve bazı fetal anomalilerde uygulanır. Aşırı amniyon sıvısının azaltılması, anne adayının rahatsızlığını giderir ve erken doğum riskini azaltır.
  • Fetal şant (bypass) uygulamaları: Fetüste idrar yolu tıkanıklığı (posterior üretral valv gibi) veya plevral efüzyon gibi sıvı birikimi durumlarında, sıvının drenajını sağlamak amacıyla rahim içine küçük tüpler (şant) yerleştirilmesidir. Bu işlem, sıvı birikiminin organ gelişimi üzerindeki olumsuz etkisini önlemeyi amaçlar.
  • İntrauterin ilaç uygulamaları: Fetal aritmi (kalp ritim bozukluğu) gibi durumlarda bebeğe doğrudan veya anneye verilen ilaçlarla tedavi uygulanmasıdır. Supraventriküler taşikardi gibi bazı fetal aritmi türleri, anneye verilen antiaritmik ilaçlarla başarıyla tedavi edilebilir.
  • Fetoskopik cerrahi: İnce bir endoskop (fetoskop) aracılığıyla rahim içine girilerek yapılan minimal invaziv cerrahi işlemlerdir. İkizden ikize transfüzyon sendromunda lazer fotokoagülasyon (anormal damar bağlantılarının lazerle kapatılması) bu yöntemle gerçekleştirilir. Ayrıca amniyon bandı sendromu ve bazı fetal malformasyonlarda da fetoskopik girişimler uygulanabilir.
  • Kordosentez (Funipunktur): Bebeğin göbek kordonundan kan alınarak genetik analiz, enfeksiyon taraması, kan grubu tayini veya hematolojik parametrelerin değerlendirilmesi işlemidir. Aynı zamanda intrauterin transfüzyon ve ilaç uygulama yolu olarak da kullanılır.

Bu girişimlerin tamamı, deneyimli bir perinatoloji uzmanı tarafından, uygun ekipman ve koşullarda, tercihen perinatoloji merkezi olan hastanelerde gerçekleştirilmelidir. Her fetal girişimin potansiyel riskleri ve yararları, işlem öncesinde aile ile ayrıntılı olarak tartışılır ve bilgilendirilmiş onam alınır.

Çoğul Gebeliklerde Perinatoloji

Çoğul gebelikler (ikiz, üçüz ve daha fazla), perinatoloji uzmanının yakın takibini gerektiren özel durumlar arasında yer alır. Özellikle son yıllarda yardımcı üreme tekniklerinin yaygınlaşmasıyla birlikte çoğul gebelik oranları artmıştır. Çoğul gebelikler, tekil gebeliklere kıyasla daha yüksek komplikasyon riski taşır ve bu nedenle perinatolojik yaklaşım gerektirir.

Çoğul gebeliklerin izlenmesinde perinatologun değerlendirmesi gereken kritik konular şunlardır:

  • Koryonisite ve amniyonisite belirlenmesi: Bebeklerin ayrı plasentalara (dikoryonik) mı yoksa aynı plasentaya (monokoryonik) mı sahip olduğunun tespiti, takip stratejisini belirleyen en önemli faktördür. Bu belirleme ideal olarak birinci trimesterde yapılır. Monokoryonik ikiz gebelikler, dikoryonik ikiz gebeliklere göre daha yüksek risk taşır ve daha sık izlem gerektirir.
  • İkizden ikize transfüzyon sendromu (TTTS): Monokoryonik ikiz gebeliklerde, plasentadaki anormal damar bağlantıları (anastomozlar) nedeniyle bir bebeğin (donör) diğerine (alıcı) kan aktarması durumudur. Donör ikiz oligohidramniyos ve büyüme geriliği ile karşılaşırken, alıcı ikiz polihidramniyos ve kalp yetmezliği geliştirebilir. Tedavi edilmezse her iki bebek için de hayati tehlike oluşturur. Fetoskopik lazer koagülasyon en etkili tedavi yöntemidir.
  • Büyüme uyumsuzluğu (diskordans): İkizler arasında belirgin büyüklük farkı oluşması durumudur. Tahmini fetal ağırlıklar arasındaki farkın %20'yi aşması klinik olarak anlamlı kabul edilir ve yakın takip gerektirir.
  • Erken doğum riski: Çoğul gebeliklerde erken doğum riski tekil gebeliklere göre belirgin şekilde yüksektir. İkiz gebeliklerin ortalama doğum haftası 36-37 hafta, üçüz gebeliklerin ise 32-34 haftadır. Servikal uzunluk ölçümü ve gerekli durumlarda progesteron tedavisi uygulanabilir.
  • Preeklampsi: Çoğul gebeliklerde preeklampsi gelişme riski tekil gebeliklere göre 2-3 kat artmıştır.
  • Selektif fetal büyüme geriliği: Özellikle monokoryonik gebeliklerde bir bebeğin normalin altında büyümesi durumudur ve Doppler takibi ile izlenir.

Perinatolog, çoğul gebeliklerde daha sık aralıklarla ultrasonografi takibi (monokoryonik gebeliklerde 2 haftada bir, dikoryonik gebeliklerde 3-4 haftada bir), Doppler değerlendirmesi ve servikal uzunluk ölçümü yaparak olası komplikasyonları erken dönemde tespit etmeye çalışır. Doğum zamanlaması ve doğum şekli, gebeliğin seyrine ve bebeklerin durumuna göre bireysel olarak planlanır.

Perinatolojide Prof. Dr. Aydan Biri'nin Yaklaşımı

Prof. Dr. Aydan Biri, 35 yılı aşkın mesleki deneyimiyle Ankara'da perinatoloji alanının önde gelen isimlerinden biridir. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığının ardından perinatoloji yan dal uzmanlığını tamamlayan Prof. Dr. Biri, binlerce yüksek riskli gebeliği başarıyla yönetmiş, akademik çalışmaları ve klinik tecrübesiyle alanında referans bir hekim konumundadır.

Prof. Dr. Aydan Biri'nin perinatoloji yaklaşımının temel unsurları şunlardır:

  • Kanıta dayalı tıp: Ulusal ve uluslararası güncel kılavuzlar doğrultusunda, bilimsel verilere dayalı değerlendirme ve tedavi yaklaşımı. ACOG (Amerikan Kadın Doğum Derneği), RCOG (İngiliz Kadın Doğum Derneği) ve ISUOG (Uluslararası Ultrasonografi Derneği) kılavuzları referans alınarak güncel ve kanıta dayalı tıp uygulamaları hayata geçirilir.
  • Kişiye özel takip planı: Her gebeliğin kendine has risk profili göz önünde bulundurularak bireyselleştirilmiş takip protokolü oluşturulur. Standart protokoller, hastanın bireysel özelliklerine göre uyarlanır.
  • Multidisipliner iş birliği: Gerekli durumlarda endokrinoloji, kardiyoloji, nefroloji, hematoloji, neonatoloji ve genetik uzmanlarıyla koordineli çalışma. Karmaşık vakalarda konsültasyon kurulları ile ortak karar alma süreçleri yürütülür.
  • İleri tanı teknolojileri: Detaylı ultrasonografi, Doppler, amniyosentez, NIPT ve diğer prenatal tanı yöntemlerinde üst düzey deneyim ve güncel teknolojilerin kullanımı
  • Hasta odaklı iletişim: Anne adayı ve ailesinin süreç hakkında eksiksiz bilgilendirilmesi, endişelerin giderilmesi ve karar alma sürecine aktif katılımın sağlanması. Her muayenede yeterli zaman ayrılarak hastanın tüm sorularının cevaplanması
  • Bütüncül yaklaşım: Gebeliğin yalnızca tıbbi değil, psikolojik ve sosyal boyutlarının da gözetilmesi. Yüksek riskli gebelik tanısının anne adayı üzerindeki psikolojik etkisinin farkında olarak, destekleyici ve güven verici bir iletişim tarzı benimsenmesi

Ankara'da perinatoloji alanında hizmet veren Prof. Dr. Aydan Biri, yüksek riskli gebeliklerin yönetiminde, genetik danışmanlıkta ve fetal tanı uygulamalarında geniş deneyime sahiptir. Akademik kariyeri boyunca çok sayıda ulusal ve uluslararası bilimsel yayın ve araştırmayla perinatoloji alanına katkıda bulunmuştur. Gebelik sürecinin her aşamasında anne adaylarını bilimsel, güvenilir ve empatik bir yaklaşımla desteklemeyi temel ilke olarak benimsemiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Perinatoloji uzmanına ne zaman gidilir?

Gebelikte herhangi bir risk faktörü saptandığında, tarama testlerinde yüksek risk bulunduğunda, ultrasonografide anomali şüphesi olduğunda, kronik hastalık varlığında veya daha önceki gebeliklerde komplikasyon yaşandığında perinatoloji uzmanına başvurulması önerilir. İleri anne yaşı (35 ve üzeri), çoğul gebelik ve tüp bebek gebelikleri de perinatoloji konsültasyonu gerektiren durumlar arasındadır. İdeal olarak, risk faktörü bulunan kadınların gebelik planlamadan önce veya gebeliğin erken haftalarında perinatolog değerlendirmesi alması önerilir.

Perinatoloji muayenesi nasıl yapılır?

Perinatoloji muayenesi, detaylı bir öykü alma ile başlar. Anne adayının geçmiş gebelik öyküsü, mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar, aile öyküsü, genetik hastalık taşıyıcılığı ve mevcut gebeliğin seyri ayrıntılı olarak sorgulanır. Ardından detaylı ultrasonografi ile fetüsün anatomik yapıları, büyüme ölçümleri (baş çevresi, karın çevresi, femur uzunluğu), amniyon sıvı miktarı, plasenta durumu ve göbek kordonu yapısı değerlendirilir. Gerekli görüldüğünde Doppler ultrasonografi, servikal uzunluk ölçümü, genetik tarama testleri veya invaziv tanı yöntemleri planlanır. Muayene sonucunda anne adayına gebeliğin seyri hakkında bilgi verilir ve takip planı oluşturulur.

Amniyosentez riskli midir?

Amniyosentez, deneyimli bir perinatolog tarafından ultrasonografi eşliğinde uygulandığında oldukça güvenli bir işlemdir. İşleme bağlı düşük riski yaklaşık binde 1-3 oranındadır ve bu oran, deneyimli merkezlerde daha da düşük olabilir. İşlem sonrasında kısa süreli karın ağrısı veya hafif lekelenme görülebilir. Ağır fiziksel aktiviteden 24-48 saat kaçınılması önerilir. Modern ultrasonografi teknolojisi ve deneyimli ellerde bu risk oldukça düşük tutulmaktadır. İşlem kararı verilirken, amniyosentezin sağlayacağı bilginin değeri ile taşıdığı risk arasındaki denge bireysel olarak değerlendirilir.

NIPT testi nedir?

NIPT (Non-invaziv Prenatal Test), anne kanındaki bebeğe ait serbest DNA parçacıklarının (cell-free fetal DNA) incelenmesiyle yapılan bir tarama testidir. Gebeliğin 10. haftasından itibaren uygulanabilir. Down sendromu (Trizomi 21), Edwards sendromu (Trizomi 18) ve Patau sendromu (Trizomi 13) için %99'un üzerinde duyarlılığa sahiptir. Basit bir kan örneği ile yapıldığı için bebek üzerinde herhangi bir risk taşımaz ve sonuçlar genellikle 7-10 iş günü içinde elde edilir. Ancak NIPT bir tarama testi olduğu için kesin tanı koymaz; pozitif sonuçların amniyosentez veya CVS ile doğrulanması gerekir. Yanlış pozitiflik oranı düşük olmakla birlikte, bazı durumlarda (plasental mozaikizm, anne kanındaki anöploidi gibi) yanıltıcı sonuçlar verebilir.

Riskli gebelik ne demektir?

Riskli gebelik, anne adayının veya bebeğin sağlığını tehdit edebilecek tıbbi, obstetrik ya da çevresel faktörlerin bulunduğu gebelikleri ifade eder. İleri yaş, kronik hastalıklar (diyabet, hipertansiyon, tiroid hastalıkları), çoğul gebelik, önceki gebelik komplikasyonları (preeklampsi, erken doğum, ölü doğum), genetik risk faktörleri ve gebelik sırasında ortaya çıkan sorunlar (preeklampsi, gestasyonel diyabet, plasenta anomalileri) riskli gebelik nedenleri arasındadır. Riskli gebelikler, riskli gebelik takibi kapsamında perinatoloji uzmanı tarafından daha sık ve detaylı izlenir. Riskli gebelik tanısı almak, olumsuz bir sonucun kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez; aksine, yakın takip ve uygun tedavi ile pek çok riskli gebelik sağlıklı bir şekilde sonlandırılabilir.

Perinatolog ve jinekolog arasındaki fark nedir?

Jinekolog (kadın hastalıkları ve doğum uzmanı), kadın üreme sistemi hastalıkları ve normal gebelik takibi konusunda uzmanlaşmış hekimdir. 4-5 yıllık uzmanlık eğitimi alan jinekolog, gebelik takibi, doğum, jinekolojik ameliyatlar ve kadın sağlığı konularında geniş bir yelpazede hizmet verir. Perinatolog ise jinekologluğun üzerine 3 yıl ek yan dal eğitimi almış, yüksek riskli gebelikler, fetal tanı ve tedavi konularında ileri düzey uzmanlık kazanmış hekimdir. Perinatolog, fetüsü ayrı bir hasta olarak değerlendirme yetkinliğine sahiptir ve karmaşık gebelik durumlarının yönetiminde özel eğitim almıştır. Normal seyirli gebelikler jinekolog tarafından takip edilebilirken, risk faktörü bulunan gebelikler perinatoloji uzmanının değerlendirmesini gerektirir.

İkiz gebeliklerde perinatoloji takibi gerekli midir?

Evet, ikiz gebelikler yüksek riskli gebelik kategorisinde değerlendirilir ve perinatoloji uzmanının takibini gerektirir. Özellikle monokoryonik (tek plasentalı) ikiz gebeliklerde, ikizden ikize transfüzyon sendromu (TTTS), selektif büyüme geriliği ve ikiz anemisi-polisitemi sekansı (TAPS) gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle monokoryonik ikiz gebelikler 2 haftada bir perinatoloji kontrolü gerektirir. Dikoryonik (ayrı plasentalı) ikiz gebeliklerde de erken doğum riski, preeklampsi ve büyüme uyumsuzluğu gibi durumlar nedeniyle düzenli perinatoloji takibi önerilir. Koryonisite tayini, gebeliğin ilk trimesterinde yapılmalıdır çünkü bu bilgi tüm gebelik süresince takip stratejisini belirler.

Perinatoloji muayene ücreti ne kadar?

Perinatoloji muayene ücreti, yapılan değerlendirmenin kapsamına, uygulanan tanı yöntemlerine (detaylı ultrasonografi, Doppler, amniyosentez vb.) ve hekimin deneyimine göre değişiklik gösterebilir. SGK anlaşmalı hastanelerde perinatoloji muayenesi sosyal güvence kapsamında yapılabilir. Özel muayenehane ve hastanelerde ücretler farklılık gösterebilir. Üniversite hastaneleri ve devlet hastanelerinde perinatoloji poliklinikleri SGK kapsamında hizmet vermektedir. Güncel ücret bilgisi ve randevu için doğrudan iletişime geçmeniz önerilir.

Perinatoloji hangi hastalıklara bakar?

Perinatoloji, gebelik sürecinde anne ve fetüsü etkileyen tüm yüksek riskli durumlarla ilgilenir. Bunlar arasında preeklampsi, gestasyonel diyabet, plasenta anomalileri (plasenta previa, plasenta akreata), fetal yapısal anomaliler (kalp, beyin, böbrek, iskelet sistemi anomalileri), kromozom bozuklukları (Down sendromu, Edwards sendromu), çoğul gebelik komplikasyonları (TTTS, büyüme uyumsuzluğu), erken doğum tehdidi, intrauterin gelişme geriliği, Rh uygunsuzluğu ve fetal anemi, amniyon sıvısı bozuklukları (oligohidramniyos, polihidramniyos), fetal enfeksiyonlar ve anne adayının kronik hastalıklarının (diyabet, hipertansiyon, lupus, tiroid hastalıkları, epilepsi, kalp hastalıkları) gebelik sürecindeki yönetimi yer alır.

Fetal ekokardiyografi neden yapılır?

Fetal ekokardiyografi, bebeğin kalbinin detaylı incelenmesi amacıyla yapılan özel bir ultrasonografi yöntemidir. Doğuştan kalp hastalıkları en sık görülen yapısal anomali grubu olup, yaklaşık her 100 canlı doğumdan birinde görülmektedir. Ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsü, anne adayında diyabet veya fenilketonüri, tarama testlerinde yüksek risk, birinci trimester ultrasonografisinde artmış ense saydamlığı, rutin ultrasonografide kalp yapısında şüpheli bulgu, bazı ilaç kullanımı (antiepileptikler, lityum gibi) veya gebelikte rubella enfeksiyonu durumlarında önerilir. Bu yöntemle doğuştan kalp hastalıkları gebelik döneminde tespit edilerek, doğum ve doğum sonrası tedavi planlaması önceden yapılabilir. Ciddi kalp anomalileri saptandığında, doğumun pediatrik kardiyoloji ve kardiyak cerrahi imkanı bulunan bir merkezde planlanması bebeğin hayatta kalma şansını önemli ölçüde artırır.

İletişime Geçin

+90 (312) 911 77 77+90 (542) 329 09 68+90 (530) 303 15 61WhatsApp

Perinatoloji Hizmetleri

  • Üst sayfa seçin
Tümünü Gör

Son Yazılar

Yükleniyor...

İlgili İçerikler

Prof. Dr. Aydan Biri
Prof. Dr. Aydan BiriYazar

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Perinatoloji (Riskli Gebelik) Uzmanı

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. 35 yılı aşkın klinik deneyim ile kadın sağlığı, perinatoloji, riskli gebelik takibi, tüp bebek, laparoskopik cerrahi ve menopoz tedavisi alanlarında uzman. Ankara'da hizmet vermektedir.

Detaylı Özgeçmiş|Yayınlar|İletişim