Kadın Yaşamı ve Dönemsel Sağlık Yaklaşımı
Kadın yaşamı, biyolojik ve hormonal değişimlere bağlı olarak beş ana döneme ayrılır:
Çocukluk
Ergenlik
Erişkinlik (Üretkenlik Dönemi)
Menopoz
Yaşlılık
Tarihsel süreçte kadınların ortalama yaşam süresi önemli ölçüde uzamıştır. Milattan önce 1000’li yıllarda yaklaşık 18 yıl olan ortalama yaşam süresi, günümüzde 80’li yaşlara kadar ulaşmıştır. Bu artış, kadın sağlığının yaşam boyu farklı dönemler açısından değerlendirilmesini zorunlu hale getirmiştir.
Bu beş dönemin birbirinden farklı olmasının en önemli nedenlerinden biri endokrin yani hormonal değişimlerdir. Ergenlik dönemiyle birlikte başlayan yoğun endokrin aktivite, menopoz süreciyle birlikte sona erer. Ergenlik öncesi ve menopoz dönemlerinde endokrin aktivitenin azalması, hormonal etkinliğin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ancak bu dönemlerde mevcut hormon düzeyleri üreme fonksiyonları için yeterli değildir.
Ergenlik Dönemi ve Gelişim Bozuklukları
Ergenlik döneminde 8 yaşından önce ikincil cinsiyet karakterlerinin ortaya çıkması, 9 yaşından önce kıllanmanın başlaması veya 10 yaşından önce adet görülmesi durumları erken ergenlik olarak değerlendirilir. Erken ergenliğin birçok nedeni olabilir ve tedavi planlaması altta yatan nedene göre yapılır.
Buna karşılık, 13 yaşına kadar ikincil cinsiyet karakterlerinin gelişmemesi ya da 17 yaşına kadar adet kanamasının başlamamış olması durumu gecikmiş ergenlik olarak tanımlanır. Gecikmiş ergenlikte de tedavi yaklaşımı nedenin belirlenmesine bağlı olarak düzenlenir.
Üretkenlik Dönemi ve Üreme Sağlığı
Ergenlik sonrası dönem, kadının üreme yani reprodüktif dönemi olarak adlandırılır ve menopoz sürecine kadar devam eder. Üretkenlik döneminde özellikle 35 yaşından sonra yumurtalık rezervinde azalma başlar. 40’lı yaşlardan itibaren bu azalma daha belirgin hale gelir ve gebelik potansiyeli giderek düşer. Üretkenlik döneminin sona ermesiyle birlikte menopozal süreç başlar ve bu süreç hormonal değişimlere bağlı olarak çeşitli fiziksel ve metabolik sorunları beraberinde getirebilir.
Kadın Sağlığında Kronik Hastalıklar ve Koruyucu Yaklaşım
Kadın yaşam döngüsünün her dönemi, kendi özellikleri ve riskleri doğrultusunda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Kadınlarda en sık görülen kronik hastalıkların başında kardiyovasküler hastalıklar gelmektedir. İkinci sırada ise endokrin bozukluklar, özellikle diyabet ve tiroid fonksiyon bozuklukları yer almaktadır.
Sağlık hizmetleri genel olarak koruyucu ve tedavi edici olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin temel amacı, hastalıkların henüz belirti vermeden erken dönemde saptanmasıdır. Bu nedenle yaşa ve döneme uygun tarama testlerinin düzenli olarak yapılması büyük önem taşır.
Yaşam Dönemlerine Göre Önerilen Tetkikler
Ergenlik Öncesi ve Ergenlik Dönemi (0–13 yaş)
Kan biyokimyası
Hormon profili (FSH, LH, E2, TSH, GH gibi hormonlar)
Ultrasonografi
Gerekli durumlarda pelvik MR (özellikle uterin anomali şüphesi varsa)
Adolesan Dönem (13–18 yaş)
Kan biyokimyası
Hormonal profiller
Ultrasonografi
Gerekli görülen durumlarda manyetik rezonans (MR)
Üretkenlik Dönemi (18–45 yaş)
Pap smear testi
Hemogram
Kan biyokimyası
Hormonal profil
Kolesterol paneli
Ultrasonografi
Abdominal ultrasonografi
Meme ultrasonografisi
Tiroid ultrasonografisi
Kemik mineral dansitometri
Postmenopozal Dönem (45 yaş ve sonrası)
Kan biyokimyası
Pap smear testi
Ultrasonografi
Abdominal ultrasonografi
Meme ultrasonografisi
Tiroid ultrasonografisi
Gastrointestinal sistem taramaları
Endoskopi
Kolonoskopi
Kemik mineral dansitometri
Ergenlik dönemindeki bir kız çocuğunun karşılaştığı sağlık sorunları ile menopoz sürecindeki bir kadının yaşadığı problemler birbirinden tamamen farklıdır. Bu nedenle kadın yaşamının her evresinde ortaya çıkabilecek sorunlara karşı önceden önlem alınmalı, gerekli tetkikler zamanında yapılmalı ve uygun tedavi yaklaşımları planlanmalıdır. Bu süreçte Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanları başta olmak üzere ilgili branş hekimleriyle iş birliği içinde hareket edilmesi büyük önem taşır.