Rektosel Nedir? Belirtileri ve Cerrahi Tedavi Seçenekleri
Rektosel, kalın bağırsağın son kısmı olan rektumun, vajina arka duvarına doğru fıtıklaşmasıdır. Pelvik tabanı oluşturan kas ve bağ dokularının zayıflaması sonucu rektum, normalde olması gereken yerde kalamaz; ileriye, vajina yönüne doğru çıkıntı yapar. Halk arasında "rahim sarkması" denilen pelvik organ prolapsuslarının önemli bir alt tipidir; ancak rahim sarkmasından farklıdır, sıklıkla onunla birlikte ya da ayrı görülebilir.
İçindekiler
Rektosel doğum yapmış kadınlarda, ileri yaşta, kronik kabızlıktan muzdarip olanlarda, ağır kaldırma alışkanlığı olanlarda ve menopoz sonrası dönemde belirgin biçimde sıklaşır. Toplumda gerçek görülme sıklığı tahmin edilenden yüksektir; çünkü pek çok kadın "yaşlanma belirtisi" olarak görüp doktora gitmez. Oysa hayat kalitesini bozan, ilerlediği takdirde günlük aktiviteleri bile etkileyen bir tablodur.
Belirtileri: Tuvalet alışkanlıkları en önemli ipucu
Rektoselin en tipik şikayeti dışkılama zorluğudur. Hasta dışkıyı tamamen boşaltamadığını hisseder, sürekli tuvalete gitme ihtiyacı duyar, dışkılama sırasında parmakla vajina arka duvarını ya da perine bölgesini desteklemek zorunda kalır (bu son bulguya tıp diliyle "splinting" denir ve rektosel için neredeyse patognomonik bir bulgudur).
Diğer şikayetler: vajinada baskı ve ağırlık hissi, vajinada bir şey çıkmış gibi hissetme, cinsel ilişkide rahatsızlık, tekrarlayan kabızlık, dışkılama sırasında uzun süre ıkınmaya bağlı sırt ve bel ağrıları. Ayakta uzun süre durmak, gün ilerledikçe semptomları artırırken, yatar pozisyonda rahatlama sağlanır.
Rektosel genelde tek başına olmaz; sıklıkla sistosel (mesane sarkması), uterin prolapsus (rahim sarkması), enterosel (ince bağırsak fıtığı) gibi diğer pelvik tabana ait sarkmalarla birlikte görülür. Bu yüzden tek bir bölgenin değerlendirilmesi yerine pelvik tabanın bütüncül incelenmesi gerekir.
Risk faktörleri: Doğum, yaş ve yaşam tarzı
Vajinal doğum (özellikle iri bebek doğumu, uzayan doğum, perine yırtıkları) pelvik taban kaslarını ve fasyaları yıpratır. Birden fazla vajinal doğum yapmış kadınlarda risk belirgin biçimde artar. İri bebek doğurmak (4 kg üstü), forseps ya da vakum kullanılan zorlu doğumlar ek risk faktörleridir.
Menopoz, östrojen seviyesinin düşmesiyle bağ dokularını zayıflatır; bu nedenle pek çok kadında rektosel belirtileri 50 yaş sonrası ortaya çıkar. Kronik kabızlık her gün yapılan ıkınmayla pelvik tabanı yorar. Kronik öksürük (sigara kullanıcıları, KOAH hastaları), obezite, ağır iş yapma, sürekli ağır kaldırma da pelvik tabana sürekli baskı uygular.
Genetik yatkınlık da önemlidir. Bazı kadınların bağ dokuları doğuştan daha zayıftır; aynı doğumu yapan iki kadında biri bu sarkmayı yaşarken diğeri yaşamayabilir.
Tanı: Muayene yeterlidir
Rektosel tanısı detaylı pelvik muayeneyle konur. Hastadan ıkınması istenir, vajina arka duvarının ne kadar sarktığı görülür. Sarkma derecesi POP-Q (Pelvic Organ Prolapse Quantification) sistemiyle evrelenir; Evre 1 (hafif) ile Evre 4 (vajina dışına tam çıkma) arasında.
İleri görüntüleme nadiren gerekir. Defekografi (ıkınma sırasında çekilen MR ya da floroskopik görüntüleme) ileri vakalarda dışkılama mekanizmasını detaylı değerlendirmek için yapılabilir. Kolonoskopi kabızlığın başka nedenini ekarte etmek için gerekirse istenir.
Konservatif tedavi: Hafif vakalarda ilk seçenek
Hafif (Evre 1-2) rektoselde ve cerrahiye uygun olmayan hastalarda ilk yaklaşım konservatif tedavidir. Pelvik taban kas egzersizleri (Kegel egzersizleri) düzenli ve doğru yapıldığında pelvik tabanın desteğini güçlendirir. Sadece sıkıştırma değil, doğru kasları seçerek günde 3 kez 10-15 tekrarlık çalışma 3-4 ay sonunda belirgin iyileşme sağlayabilir. Pelvik fizyoterapist eşliğinde yapılan biofeedback programları kasların doğru kullanımını öğrenmeye yardımcıdır.
Diyet ve yaşam tarzı: lifli beslenme ve bol su tüketimi kabızlığı önler; ıkınma azalır. Ağır kaldırmaktan kaçınmak, kilo vermek (fazla kiloluysa), sigarayı bırakmak (öksürüğü azaltmak için), kronik öksürük varsa altta yatan neden tedavisi temel taşlardır.
Pesarium denilen vajina içine yerleştirilen silikon halka destekleri, özellikle cerrahi düşünmeyen ya da cerrahi için uygun olmayan ileri yaş hastalarda mekanik destek sağlar. Doğru ölçüsü hekim tarafından belirlenir; düzenli kontrol gerektirir.
Cerrahi tedavi: Ne zaman, nasıl?
Konservatif tedavi yetersiz kaldığında, hayat kalitesini önemli ölçüde etkileyen ileri vakalarda (Evre 3-4) cerrahi devreye girer. Rektoselin cerrahi tedavisinde standart yöntem posterior kolporafidir. Vajina arka duvarından girilerek zayıflamış fasya tabakası sıkılaştırılır, pelvik tabanı oluşturan kaslar (levator ani) yaklaştırılarak rektum geri yerleştirilir.
Operasyon vajinal yoldan yapılır; karın açılmaz. Genel ya da spinal anestezi altında ortalama 45-90 dakika sürer. Hastanede 1-2 günlük yatış yeterlidir. İlk hafta belirgin iyileşme, 4-6 haftada normal aktivitelere dönüş tipik seyirdir.
İleri vakalarda ya da pek çok bölgede aynı anda sarkma varsa daha kapsamlı yöntemler tercih edilir: sakrokolpopeksi (laparoskopik ya da robotik olarak vajinanın arka duvarını sakrum kemiğine asma işlemi) en kalıcı sonuç verenlerden biridir. Ancak bu yöntem deneyim gerektirir ve daha karmaşık bir cerrahidir.
Mesh (yapay ağ) kullanımı bir dönem yaygındı; ancak FDA uyarıları ve uzun vadeli komplikasyonlar nedeniyle günümüzde yalnızca seçili vakalarda, deneyimli ekipler tarafından kullanılır. Çoğu posterior kolporafi mesh olmadan da başarılıdır.
Cerrahi sonrası iyileşme süreci
Operasyon sonrası ilk 6 hafta cinsel ilişki, ağır kaldırma ve yoğun egzersizden kaçınılır. Kontrolde dikişlerin durumu ve iyileşme değerlendirilir. Tuvalet alışkanlıkları korunmalı, kabızlık önlenmeli (lif, su, gerekirse hafif yumuşatıcı). 6. hafta sonrasında kademeli olarak normal hayata dönülür.
Cerrahi başarı oranı doğru hasta seçimi ve doğru tekniğin uygulanmasıyla %85-95 civarındadır. Tekrarlama riski değerlendirilen risk faktörleri (genetik yatkınlık, sürekli kabızlık, ağır iş) düzeltilmediğinde artar. Bu nedenle cerrahi tek başına çözüm değildir; pelvik taban egzersizlerine devam edilmesi, kabızlıkla mücadele, kilo kontrolü uzun vadeli başarının anahtarıdır.
Polikliniğe en sık gelen üç soru
"Bu cerrahi sonrası cinsel hayatım nasıl etkilenir?" Doğru tekniğin uygulandığı operasyonda cinsel hayat genellikle iyileşir. Sarkma kaynaklı cinsel ilişki ağrısı ve psikolojik rahatsızlık ortadan kalkar. Erken dönemde (ilk 6 hafta) cinsel ilişki yasaktır; sonrasında kademeli geçiş yapılır.
"Egzersizle gerçekten geçer mi?" Hafif vakalarda evet — düzenli ve doğru yapılan Kegel egzersizleri Evre 1-2 rektoselde belirgin iyileşme sağlar. Ancak Evre 3-4'te sadece egzersiz yetmez, cerrahi gerekir.
"Tekrar olur mu?" Risk faktörleri düzeltilmezse %10-15 oranında tekrarlama olabilir. Kilo, kabızlık, ağır kaldırma yönetilirse ve düzenli pelvik taban egzersizi yapılırsa risk minimuma iner.
Ankara'daysanız ve dışkılama zorluğu, vajinada baskı hissi yaşıyorsanız
Rektosel ilerlediğinde günlük yaşamı belirgin biçimde etkiler; ancak doğru zamanda doğru tedaviyle hayat kalitesi büyük ölçüde geri kazanılır. Çukurambar'daki Prof. Dr. Aydan Biri'nin kliniğinde detaylı pelvik muayene, POP-Q evreleme ve gerekiyorsa ileri görüntülemeyle bireysel tedavi planı hazırlanır; konservatif yaklaşımdan posterior kolporafi ve sakrokolpopeksi gibi ileri cerrahi yöntemlere kadar tüm seçenekler sunulur. 35 yıllık ürojinekolojik cerrahi deneyimi, sarkmanın tipine ve şiddetine göre en uygun tekniğin seçilmesinde belirleyicidir.
Randevu için: 0312 911 77 77 | WhatsApp: 0538 682 61 19
İlgili konular: idrar kaçırma cerrahisi, laparoskopik cerrahi, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, ameliyat sonrası iyileşme.
Bu yazı, ACOG Pelvic Organ Prolapse Practice Bulletin, IUGA/ICS Joint Report ve Türk Ürojinekoloji Derneği önerileri baz alınarak hazırlanmıştır. Bilgiler genel niteliktedir; tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.
