Onkolojik Hastalıklara Tanı ve Tedavi Yaklaşımları

22 Ağustos 2019 by admin0

Onkolojik Hastalıklara Tanı ve Tedavi Yaklaşımları:

• Rutin jinekolojik kontrol

• Jinekolojik-onkolojik taramalar

• Rahim ağzı kanserinin erken tanı testler

• Rahim ve yumurtalık kanserlerinin erken tanı ve tedavisi

• Tanısal küretajlar

• Kolposkopi

• Histeroskopi

• Ofis Histeroskopi

• Laparaskopi

• Robotik cerrahi

Bölümümüzde tüm jinekolojik ve onkolojik ve pelvik taban bozuklukları ile operasyonlarda açık cerrahi tekniklerinin yanı sıra özellikle laparoskopik sistemler ve robotik cerrahi teknikleri ile modern ve hızlı iyileşme sağlayan yöntemlerle tedavi imkanı sunulmaktadır.

Jinekolojik Kanserlerde Tarama

Jinekolojik kanserler, tüm kadınlarda görülen kanserlerin, %15’ini oluştururlar. Bazı Orta ve Güney Amerika ülkelerinde, serviks kanseri, kadınlarda en sık görülen kanserdir.Vulva, Vajen ve Anus kanseri. Alt genital bölgede, serviks kanseri dışında kalan, skuamöz hücreli neoplazmları taramaya yönelik metodlar ve bunların sonuçları pekiyi belirlenememiştir. Bunun en büyük sebebi, muhtemelen, bu kanserlerin nispeten daha nadiren görülmesidir. Ancak, servikalpreinvazif veya invazif lezyon hikayesi bulunan hastalar farklı bir grup oluşturur. Vulvar veya vajinal kanser hastalarına bakıldığında, bu hastalarda ortalama %10 oranında, geçmişlerinde serviks kanseri hikayesi olduğu görülür. Dolayısıyla, bu grupta yıllık, sitolojik tarama önerilmektedir.

Serviks Kanseri. Yaklaşık 50 yıl önce, serviks kanseri tarama yöntemi olarak Papsmear testi kullanılmaya başlandıktan sonra, serviks kanseri insidans ve mortalitesi yaklaşık olarak % 40 – 80 oranında azaltılmıştır. Bununla birlikte, aynı dönemde, preinvazif hastalık ve erken evre serviks kanserlerinde bir artış söz konusu olmuştur.

Serviks kanseri taraması, üç esas varsayıma dayanmaktadır.
1. Serviks kanserinin, uzun bir preinvazif dönem sonunda geliştiği, ve preinvazif hastalıkların tedavisi oldukça etkili olduğu
2. Servikal sitolojinin kesinlik oranının yüksek olduğu
3. yüksek risk altındaki tüm hastaların tarama yaptıracağı.
Ancak, serviks kanseri taraması ile ilgili, sıkıntı veren iki önemli durum: daha önceden Papsmear testleri normal olan hastalardaki serviks kanseri sıklığı, ve yüksek-risk altındaki kesimin, yetersiz taranmasıdır. Normal test sonucu ve invazif lezyon arasında geçen sürenin, kısalmış olmasının çeşitli açıklamaları vardır:
Pap testlerin, yanlış negatiflik oranı yaklaşık %20’dir.
Negatif Papsmeartestleriningeriye dönük incelenmesinde, yanlış teşhis oranı yüksektir.
Normal testi takip eden 3 yıl içerisinde, serviks kanseri tanısı alan hastalarda, daha çok skuamöz olmayan kanser tipleri

(Paptest ile tespiti daha zordur) hâkimdir.
Bazı skuamöz kanserler, 3-5 yıl içerisinde, sitolojik olarak normal epitelden köken alır.
1980’lerin sonunda, Papsmear kesinliğini ve yararlığını artırmak amacıyla bir dizi yenilikler yapıldı. Servikal sitoloji sonuçlarının raporlanmasında, ilk olarak 1988 yılında Bethesda sistemi uygulamaya geçti. Halen kullanılmakta olan bu sistem, 1992 yılında revize edildikten sonra, en son 2001 yılında tekrar revize edilmiştir. Bu, Standard raporlama sistemine ek olarak, servikal sitoloji spesimenlerinin yorumlanmasında yardımcı olacak yeni metodlar geliştirilmiştir. Anormal hücrelerin, bilgisayar yardımıyla seçildiği, otomatize test makineleri, kullanıma girmiştir. Sıvı bazlı sitoloji testlerinde, (Thin-prep gibi) servikal örnek bir sıvı medyumun içine konur ve laboratuarda işlemden geçirilerek tek tabaka halinde, hücrelerin lama yayılması ile hazırlanır. Bu teknikle, , servikaldisplazilerin yakalanma oranı yükselmiştir. Ayrıca, yüksek riskli HPV tiplerine bakılan HPV DNA testleri, ve altın Standard olarak uygulanan Kolposkopik muayene de servikal kanser taramasında kullanılan ek yardımcı yöntemlerdendir. Bütün bu yardımcı teknikler gerçekten de, serviks kanseri taranmasında, sensitivite ve spesifiteyi artırsa da, asıl sıkıntı, bu testlerin getirdiği ekstra maliyetin, rutin Papsmear testlerini bile karşılayamayan, yüksek risk grubundaki hastalar açısından yarattığı durumdur.

Amerikan Kanser Derneği (ACS) 1987’deki son gözden geçirmeden sonra, 2002 yılında, servikalneoplaziler ve kanserin erken teşhisine yönelik, uygulama esaslarını tekrar belirlemiştir. Yeni tarama tavsiyelerinin yoğunlaştığı konular şu şekildedir: taramaya başlama zamanı, taramanın kesilme zamanı, uygun tarama aralıkları, histerektomi geçirmiş hastalarda taramaya gerek olup olmadığı, ve sıvı bazlı sitoloji ve HPV DNA testi dahil olmak üzere yeni tarama teknolojilerinin yeri. ACS’nin 2002 yılında yayınladığı uygulama esaslarının, ana hatları aşağıda sunulmuştur:

• Serviks kanseri taraması, cinsel ilişki başlangıcından, ortalama olarak üç yıl sonra başlamalıdır. Taramaya, en geç 21 yaşında başlanmalıdır.
• Son 10 yıllık zaman diliminde anormal smear bulgusu olmayan, 3 yıl üst üste normal smear bulguları olan,70 yaşın üstündeki kadınlar serviks kanseri tarama programından çıkabilirler.
• Benign jinekolojik endikasyonlar ile total histerektomi operasyonu geçirmiş hastaların, vajinal sitoloji ile taranması endikasyonu yoktur.
• Tarama başladıktan sonra, servikal tarama; konvansiyonel servikal sitoloji smear testleri ile, yılda bir, VEYA sıvı bazlı sitoloji testleri ile iki yılda bir yapılmalıdır; 30 yaşında veya daha sonrasında, üç adet arka arkaya yapılmış, teknik olarak yeterli, sitoloji testlerinin sonuçları negatif/normal çıkmışsa, bu kadınlar, artık, iki-üç yılda bir sitolojik taramaya tabi tutulabilirler ( in utero DES maruziyeti; organ transplantasyonu, kemoterapi veya kronik steroid tedavisine bağlı olarak immün sistem baskılanması olmadığı durumlarda, ve HIV+ değillerse).
Servikal sitoloji testinin tek başına uygulanmasına alternatif olarak, servikal tarama; konvansiyonel veya sıvı bazlı sitoloji, ile HPV DNA testi kombine edilerek, her üç yılda bir uygulanabilir.


Leave a Reply

Your email address will not be published.


Copyright 2019. All rights reserved.