SİTE-AYDAN-BİRİ-1200x1095.jpg

Adet kanamasının beklenen günde olmaması veya gecikmesi gebeliğin kesin bir belirtisi olmamakla birlikte kadını uyarıcı bir bulgudur.

Gebeliğin ilk haftalarında kadınların bir kısmı kendilerini adet görecekmiş de göremiyormuş gibi hissedip bel ve kasık ağrılarından yakınırlar. Bazı kadınlar gebe olduklarını hissettiklerini ifade ederler.

Yumurta hücresinin döllenmesinden sonraki ilk ayın sonlarına doğru bulantı hatta kusma, halsizlik, uykuya meyil, sık idrara çıkma, sabahları mide bulantısından yakınma (sabah hastalığı) kasık bölgesinde ve memelerde dolgunluk gibi daha belirgin belirtiler ortaya çıkar.


Doktor-Aydan-Biri-Ankara-270x270.jpg

Bebeğiniz tüm hamileliğiniz süresince amniyon kesesi adı verilen bir kese içinde gelişimini sürdürür. Bu kesenin içi amniyon sıvısı adı verilen bir sıvı ile doludur. Amniyon sıvısı statik bir sıvı olmayıp sürekli emilim ve yapım halinde bulunur. Sıvının ana kaynağı bebeğin akciğerleri ve boşaltım sistemidir. Bu sıvı aynı zamanda bebekten dökülen hücreleri de içerir. Bu hücreler bebeğinizin tüm hücreleri ile aynı genetik yapıya sahip olduklarından incelenmeleri bebeğinizin genetik durumu hakkında bilgi verir.

Amniyosentez bebeğinizin içinde yüzdüğü amniyon sıvısından ince bir iğne yardımıyla örnek alınması demektir. En sık uygulanan anne karnında tanı yöntemlerinden birisidir. İlk kez 1882 yılında fazla olan amniyon sıvısının miktarını azaltmak için uygulanmıştır. Daha sonraları ise kan uyuşmazlığı olan çiftlerde bebeğin etkilenme derecesini saptamak için ya da erken doğum tehditi olgularında bebeğin akciğer olgunlaşmasının yeterli olup olmadığını değerlendirmek amacıyla kullanım alanı bulmuştur. Günümüzde ise başta bebekteki bazı doğum defektlerini ve genetik bozuklukları saptamak olmak üzere pek çok nedenle gebeliğin ikinci trimester’ında uygulanan bir testtir. Tıp alanında ve gebelik takibinde pek çok modern gelişme olmasına rağmen amniyosentez hala daha en yeterli bilgiyi sağlayan altın değerinde bir testtir.

Bebeklerin bir kısmı çeşitli anomaliler ile doğarlar. Bunlardan bazıları yaşam ile bağdaşmazken bazıları hayati olmamakla birlikte bireyin ve çevresinin hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu gruba en güzel örnek Down sedromudur.

Amniyosentez ve diğer tüm prenatal testlerin (anne karnında teşhise yönelik testler) amacı özellikle tedavi olanağı olmayan genetik hastalıklar başta olmak üzere bu hastalıkları ve anomalileri mümkün olduğunca erken dönemde saptamak, anne baba adaylarına hastalık ve bebeğin dünyaya geldikten sonraki olası durumu hakkında bilgi vermek ve yine onların kararı ve onayıyla mümkün olduğunca erken dönemde gebeliğin sonlandırılmasını sağlamaktır. Bazı anne baba adayları Down sendromu gibi yaşam ile bağdaşan anomalilerin varlığında hamileliği devam ettirme yönünde karar verebilirler. Bu tamemen çiftlerin seçimi olup yasal ya da vicdani hiçbir zorlama mevcut değildir. Benzer şekilde amniyosentez yapılıp yapılmaması kararı da yine yalnizca çifte aittir.

Amniyosentez kimlere önerilir?
Amniyosentez hem invazif bir girişim olduğu için hem de az da olsa düşük riski taşıdığı için rutin olarak her hamile kadına önerilmez. Kromozomal ya da genetik doğum defekti ya da bazı malformasyonlar açısından yüksek risk altında olduğu saptanan kadınlrda önerilen bir testtir. Genel olarak amniyosentez önerilmesi gereken durumlar şunlarıdır:

  • İleri anne yaşı: Down sendromu başta olmak üzere bazı genetik hastalıkların görülme riski kadının yaşı ile paralel olarak artış göstermektedir. Eğer anne adayının yaşı beklenen doğum tarihinde 35 ya da daha fazla olacak ise amniyosentez yapılması önerilir. İleri anne yaşı en sık amniyosentez önerilen durumdur.
  • Pozitif öykü: Daha önceki bir hamilelik genetik bir sorun nedeni ile sonlandırıldıysa ya da nöral tüp defekti, spina bifida gibi doğum defektli bir bebek öyküsü varsa sonraki hamileliklerde amniyosentez önerilir.
  • Bilinen genetik hastalık varlığı: Anne ya da baba adayında, ya da yakın akrabalarında bilinen genetik bir hastalık varsa amniyosentez önerilir. Bazı metabolik hastalıklar kalıtsal geçiş gösterir. Anne ya da babada hastalık olmamasına karşın bunlar taşıyıcı olabilirler ve sorunu bebeklerine aktarabililirler. Her iki ebeveyneden de hastalıklı gen geldiğinde bebekte hastalık ortaya çıkar. Bu gibi duruların araştırılmasında amniyosentez yararlı olabilir. Akdeniz anemisi gibi hastalıklar ise bazı bölgelerde çok sık görülür. Bu gibi durumların varlığında da amniyosentez bebeğin hastalık taşıyıp taşımadığını anlamak için yararlı olabilir. Bir diğer konu da akraba evlilikleridir. Akraba evliliklerinde çiftin her ikisinin de taşıyıcı olma olasılıkları normal topluma göre daha yüksek olduğundan bebekte hastalık görülme riski yüksektir ve bu nedenle amniyosentez önerilebilir. Bu grup hastalarda amniyosentez şart değildir. Şart olan hamilelik öncesi ya da erken dönemde genetik danışmanlıktır. Genetik uzmanı sizden ve eşinizden detaylı bir öykü alarak risk oranınızı belirler ve amniyosenteze gerek olup olmadığına karar verir.
  • Pozitif tarama testi: Günümüzde genetik hastalıklar ve anomaliler açısından yüksek risk taşıyan hamilelikleri saptamak amacıyla bazı testler her hamile kadında rutin olarak uygulanmaktadır. Bu testlerden en sık kullanılan üçlü tarama testidir. Tarama testleri adından da anlaşılabileceği gibi anomali varlığını belirtmez sadece yüksek risk altındaki kişileri işaret eder. Bu testlerin pozitifi çıkması durumunda kesin tanıya ulaşmak amacıyla amniyosentez önerilir.
  • Ultrasonografide anomali saptanması: Hamilelik takibi sırasında yapılan rutin ultrason incelemelerinde anomali saptanması varlığında, anomali ile birlikte görülebilecek genetik bozukluk riskine göre amniyosentez önerilebilir.
  • Akciğer gelişiminin değerlendirilmesi: Erken doğum riski olan, ya da hamileliğin devamının anne ya da bebek açısından risk oluşturduğu durumlarda amniyon sıvısından örnek alınarak lesitin/sfingomeyelin gibi bazı maddelere bakılarak akciğer olgunlaşmasının tamamlanıp tamamlanmadığında karar verilebilir. Yenidoğan yoğun bakım şartları günümüzde çok iyi düzeye gelmiştir. Ülkemizde de iyi merkezlerde 24-25 haftalık bebekler yaşatılabilmektedir. Bu nedenle akciğer gelişimi değerlendirmek amacıyla amniyosentez uygulaması artık eskisi kadar popüler değildir.
  • Polihdramniyos: Amniyon sıvısının normalden fazla olması durumunda anne adayını rahatlatmak amacıyla amniyosentez yapılarak bir miktar sıvı alınabilir.

Amniyosentez ne zaman yapılır?
Bebeğin amniyon sıvısından örnek almak için en uygun zaman son adet tarihinden itibaren hamileliğin 16-18. haftaları arsıdır. Sonuçlar genelde 1-2 hafta içinde bazen daha geç çıktığından bu haftalarda yapılması idealdir. Son zamanlarda erken amniyosentez (15. haftdan önce) uygulansa da hem laboratuvar şartları hem de işlemden kaynaklanan risklerin yüksekliği nedeniyle pek tercih edilmemektedir.

Amniyosentez nasıl yapılır?
Amniyosentez işlemi esnasında çok ince bir iğne ile bebeğin içinde yüzdüğü amniyon kesesine girilir ve sıvı çekilir. İşlemden önce detaylı bir ultrason incelemesi yapılarak bebeğin durumu ve pozisyonu değerlendirilir. Daha sonra amniyosentez için uygun bir alana karar verilerek hazırlıklara başlanır. İşlem sırasında iğnenin bebeğin plasentasından geçmeyeceği bebekten uzakta bir alan bulmak önemlidir.

İşlemden önce hamile kadın ultrason masasında sırtüstü uzanır. İğnenin girileceği alan antiseptik solüsyonlar ile temizlendikten sonra karın steril örtü ile örtülür. Bir doktor ultrason ile işlemi gerçekleştirecek olan doktora rehberlik eder. İşlem tek kişi ile yapılacak ise özel tasarlanmış ultrason guide’ları kullanılmalıdır. İşlemi yapacak olan kişi ultrason görüntüsü altında iğneyi karın üzerinden yerleştirir ve önce karın katlarını daha sonra rahim kasını geçerek amniyon kesesine girer. İğnenin ucunu ultrasonda gördükten sonra arkasına bir enjektör takarak yaklaşık 20 mililitre sıvı alır.Bu aşamada bebeğin tüm amniyon sıvısının miktarı yaklaşık 200-300 mililitredir. Alınan sıvının kanlı olmaması gerekir. Yeterli miktarda sıvı alındıktan sonra iğne tek bir hamlede çıkarılır ve işlem tamamlanmış olur. Alınan sıvıyı bebek 1-2 saat içinde yeniden üretir

Daha sonra ultrasonografi ile bebek ve kalp atımları yeniden değerlendirilir. Hasta 10-15 dakika dinlendirildikten sonra evine gönderilebilir. Alınan sıvı oda sıcaklığında muhafaza edilerek laboratuvara gönderilir. Tüm işlem 1-2 dakika kadar sürer.

Alınan sıvıda ne gibi işlemler yapılır?
Amniyon sıvısı bebeğe ait canlı hücreler içerir. Bu hücrelerin kaynağı bebeğin solunum , sindirim, boşaltım sistemi ve cildinden dökülen hücrelerdir. Alınan sıvı laboratuvarda ayrıştırıldıktan sonra hücreler kültür ortamınada çoğaltılır ve elde edilen hücrelerde genetik inceleme yapılır. Eğer amniyosentez bebeğin akciğer gelişimini değerlendirmek amacıyla yapılıyor ise laboratuvara gönderilmez.

. Amniyosentez güvenli midir?
Her yıl dünyada milyonlarca kadında amniyosentez yapılmaktadır ve bu anne adaylarıın hepsinin zinhini kurcalayan temel soru budur. Ultrasonun yaygın olmadığı dönemlerde işlem körlemesine yapıldığından riskler daha yüksekti. 1976 yılında geniş kapsamlı bir araştıma sonucu Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüleri gebeliğin ikinci trimesterında yapılan amniyosentezin güvenli olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Ancak tüm invazif girişimlerde olduğu gibi amniyosentezde de bazı riskler vardır. Bu riskler şunlardır:

  • Düşük: Amniyosentez önerilen çiftleri en fazla endişelendiren konu olmakla birlikte amniyosenteze bağlı düşük riski son derece azdır. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin verilerine göre amniyosenteze bağlı düşük riski 200-500 işlemde 1’dir. İşlemi yapan kişinin tecrübesi ile düşük riski arasında ilişki olduğu düşünülmektedir. Düşük riski erken amniyosentezde daha fazladır. 1998 yılında Kanada’da yapılan bir araştırmada erken amniyosentez sonrası düşük riski %2.6 olarak bulunmuştur. Bu oran ikinci trimesterda yapılan amniyosentezlerde %0.8’dir. Günümüzde kabul edilen görüş amniyosentezin düşük riskini sadece %1 oranında arttırdığıdır.
  • Enfeksiyon: Amniyosentez sonrası enfeksiyon görülme riski 1000’de birden daha azdır. Steril şartların sağlandığı durumlarda son derece nadir olarak görülür.
  • Su gelmesi: Yaklaşık %1 olguda vajinadan az miktarda sıvı gelebilir. Sıvı kaçağının yeri iğnenin giriş deliğidir. Amniyon zarı 1-2 gün içinde kendini onarır ve sıvı kaçağı kaybolur.
  • Su kesesinin açılması: Çok nadir karşılaşılır. Bu durumda gebeliğin sonlandırılası gerekir.
  • Plasenta veya kordonun zedelenmesi : Nadir görülen bir komplikasyondur.
  • Erken doğum eylemi: Nadir görülen bir komplikasyondur.
  • İşlemin başarısız olması: Uygun bir giriş alanı bulunamadığında ya da amniyon zarı rahim duvarından ayrılıp içeri doğru bombeleştiğinde iğnenin kese içine girmesi mümkün olmyabilir. Bu gibi bir durumda işlem birkaç gün sonra tekrarlanır.
  • Bebeğin zarar görmesi : İşlem ultrason altında yapıldığından son derece nadir olarak karşılaşılır. En sık olabilecek olan problem iğne batmasıdır. Bu durum bebekte kalıcı bir zarar yaratmaz.
  • İşlemin tekrarlanması: Alınan sıvı miktar olarak yetersiz ise ya da çok kanlı ise birkaç hafta sonra işlemin tekrarlanması gerekebilir. Bazı durumlarda tek bir girişte kese içine ulaşılamaz. Birden fazla giriş yapıldığında tüm riskler artar.

İşlem sonrası nelere dikkat etmek gerekir?
Amniyosentez sonrası yatak istirahati ya da aktivite kısıtlaması gerekli değildir. 24 saat süre ile ağır fiziksel aktiviteden kaçınılması, 15 dakikadan daha uzun ayakta durulmaması önerilir.

Eğer kan grubunuz Rh (-), eşiniz de Rh(+) ise işlem sonrasında koruyucu iğne yapılması gerekir.

Amniyosentez sonrası düşük belirtileri nelerdir?

  • Kasılmalarınız ya da şiddetli kramplarınız olursa
  • Vajinal kanamanız olursa
  • Vajinal sıvı kaçağı fazla miktarda olur ya da 1-2 günden uzun sürerse
  • Ateşiniz 37.5 derecenin üzerine çıkarsa
  • Kötü kokulu bir akıntı

 


94-e1576218476135.jpg

Üçüncü üç aylık dönem, gebeliğin 28. haftasından başlar ve doğumda biter. Bu dönemde doğumun ne zaman başlayacağını ve nasıl sonuçlanacağını düşünmeye başlarsınız. Bu dönemde bebeğinizin sağlıklı olup olmayacağı konusundaki endişeler ve korkularınız anlaşılabilir. Doğuma kadar olan sürenin çabuk geçmesini istersiniz ki hemen çocuğunuza kavuşup onu sevebilesiniz.

Bu bölümde, üçüncü dönemde sıklıkla karşılaşılabilen bazı belirtiler anlatılmıştır.

Fiziksel Değişiklikler

  • Nefes Nefese Kalkma
  • Diğer Küçük Rahatsızlıklar
  • Uyku Problemleri
  • Cilt Değişiklikleri
  • Hemoroid
  • İdrar Kaçırma
  • Kilo Artışı

Bebekle İlgili Önemli Noktalar

  • Ağırlık
  • Bebeğin Hareketleri

Sık Sorulan Sorular

FİZİKSEL DEĞİŞİKLİKLER:

Gebelikten önce uterusun (rahim) ağırlığı yaklaşık 56 gramdır ve 15 mililitreden daha az hacim taşıyabilir. Doğum sırasında ağırlığı yaklaşık 1 kilonun biraz üstündedir ve bebeğinizi, plasentayı ve 1 litre hacmindeki amnion sıvısını taşımaktadır. Gebeliğin sonlarındaki fiziksel belirtilerin hemen hepsi uterusdaki bu büyümeden kaynaklanır.

Nefes Nefese Kalma:

Sebebi Nedir?

Gebeliğin son dönemlerinde sanki yeterince hava almıyormuşsunuz gibi gelir. Bunun nedeni akciğerlerin hemen altındaki düz kas tabakasının büyüyen uterusun yaptığı baskı sonucu 4 cm yukarı doğru yükselmesidir. Bu, çok az bir miktar olarak gözükebilir, fakat akciğer kapasitesini düşürmek için yeterlidir. Bunun sonucu akciğerlere yeterince hava giremez.

Aynı zamanda, progesteron hormonu, beyindeki solunum merkezi üzerine etki ederek daha derin nefes alıp vermenize neden olur. Sonuç olarak, gebelik sırasında toplam akciğer kapasitesi azalmasına rağmen, gerçekte her nefeste aldığınız hava miktarı hacim olarak artmaktadır.

Kendi rahatsızlığınız dışında, bebeğiniz ile ilgili endişelenmenize gerek yoktur. Genişlemiş dolaşım ve solunum sistemleri sayesinde bebeğiniz yeterince oksijen almaktadır.

Ne Yapabilirim?

  • Vücut şeklinizi düzeltmek, hem gebelik sırasında hem de sonrasında daha iyi nefes alıp vermenizi sağlar. Oturup kalkarken sırtınızın düzgün ve omuzlarınızın arkada olmasına dikkat edin.
  • Aerobik türü egzersizler de gebelik sırasında yararlıdır. Bu tür egzersizler, sizin nefes alıp vermenizi düzeltir ve nabız hızınızı azaltır.Ancak aşırı egzersizden kaçınmalısınız.

Gebeliğin son dönemindeki egzersiz programı için doktorunuza danışın. Uyurken minderle destek olacak şekilde yatmak veya bir tarafınıza doğru uzanmak nefes alıp vermenizi kolaylaştırır.

  • Nefes nefese kalmanız gebeliğin son birkaç haftasında azalır çünkü bu dönemde bebek artık yavaş yavaş aşağı doğru doğum kanalına indiğinden akciğerler üzerine olan basınç kalkmaktadır.
  • Nefes nefese kalma gebelik sırasında sık görülmesine rağmen, daha ciddi durumlarda hemen doktorunuza danışın.

Kalça Ağrısı:

Sebebi Nedir?

Gebelik sırasında salgılanmaları artmış olan hormonlar kalça kemiği arasındaki eklemlerde gevşemeye yol açar. Bu kemiklerin artmış bükülebilme özelliği sayesinde bebek doğum kanalından rahatlıkla geçer. Fakat bu durum kalça ağrısına neden olur.

Gebeliğin son döneminde görülen kalça ağrısı genellikle bir tarafta oluşur.

Ne Yapabilirim?

  • Sırtınızı ve karın kaslarını güçlendirecek egzersizler kalça ağrısını azaltabilir. Ilık banyolar da yardımcı olabilir.

Siyatik:

Sebebi Nedir?

Kalça ve uyluk bölgesindeki ağrı, uyuşukluk ve his kaybına siyatik denir. Uterusun siyatik sinirine yaptığı basınç sonucu oluşur. İki siyatik sinir sırtınızın alt bölgesinden bacaklara ve ayaklara uzanır. Gebelikte oluşan siyatik sinir ağrısı önemli bir olay değildir.

Ne Yapabilirim?

  • Doğuma yakın dönemde bebek pozisyon değiştirirse siyatik ağrısı azalabilir, ılık banyolar ve ters tarafa yatarak uyumak da ağrıyı azaltabilir.

Uyku Problemleri:

Sebebi Nedir?

Doğum yaklaştıkça geceleri uyumanız artık iyice güçleşir. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Bir nedeni atık karnın iyice büyüyüp size rahat bir pozisyon sağlayamamasıdır. Diğer bir neden ise bebeğin gelişi ile ilgili duyduğunuz doğal endişelerdir.

Ne Yapabilirim?

  • Gebeliğin son döneminde uyku için en iyi pozisyon bacak ve dizleriniz bükülü şekilde sağ tarafınıza yatmaktır. Sağ tarafa yatmak sırt üstü yatmaktan çok daha iyidir çünkü bu durum, ayak ve bacaklarınızda kalbe doğru kanı taşıyan büyük damarlardaki basıncı alır. Ayrıca sırtınızın alt bölgesindeki basıncın azalmasını da sağlar.
  • Karın bölgesini ve bacaklarınızı desteklemek için minderler kullanın.

Cilt Değişiklikleri:

Kasık Bölgesinin Kaşınması:

Gebeliğin geç döneminde kasık bölgesinin kaşınması o bölgeyi kurutur. Kasık bölgesini nemlendirici kremlerle nemlendirmek bu rahatsızlığı azaltır.

Varis:

Sebebi Nedir?

Kalbe kan taşıyan damarların kanı yukarı doğru tam olarak gönderememesi sonucu özellikle ayaklarda belirgin olmak üzere cilt altından kırmızı mor çizgiler halinde görülür. Gebelikte büyüyen bebeği desteklemek için olan dolaşım değişiklikleri, sıklıkla bu yan etkiye neden olurlar. Uterus bacak damarları üzerine basınç oluşturduğunda varisler görülebilir veya şiddetlenebilir.

Ne Yapabilirim?

Varisler hiçbir belirtiye neden olmayabilir veya hafif-şiddetli bir ağrı ile birlikte olabilir. Varislerden korunmak için veya varis ağrısını azaltmak için yapılacakları sıralayım:

  • Uzun süre ayakta kalmayın.
  • Ayak ayak üstüne atıp oturmayın. Bu pozisyon dolaşım problemlerini artırabilir.
  • Mümkün olduğunca ayaklarınızı havaya kaldırın. Otururken ayaklarınızı diğer bir sandalyeye atıp dinlendirin. Yatarken ayaklarınızın altına minder koyarak hafif yukarı kaldırın.
  • Düzenli olarak egzersiz yapın.
  • Varis çorabı giyinin.
  • Varisler doğum sonrası genellikle büyük oranda iyileşirler.
  • Ciddi vakalarda gebelik sonrası ameliyat yapılabilir.

Hemoroid (Basur):

Sebebi Nedir?

Hemoroid anal bölgede damarların genişlemesi sonucu o bölgedeki damarların yukarı doğru akışı bozulur.

Hemoroid sonucu görülen en önemli belirtiler kanama, kaşıntı ve ağrıdır.

Ne Yapabilirim?

  • Diğer durumlarda olduğu gibi, hemoroidlerle baş etmenin en iyi yolu korunmadır. Gebelik öncesi bu şikayetiniz varsa gebeliğin erken döneminde önlem almak çok önemlidir.
  • Meyve, sebze gibi yüksek lifli diyet ve bol miktarda sıvı alarak kabızlıktan korunun.

Hemoroidleri tedavi etmek ve belirtilerini rahatlatmak için aşağıdaki noktalara uyunuz:

  • Her tuvalet sonrası anal bölgeyi çok iyi temizleyin, yumuşak tuvalet kağıtları kullanın.
  • Ilık banyolar hemoroidin küçülmesine yardımcı olur.
  • Buz paketli kompresler uygulayın.
  • Özellikle sert sandalyeler üstünde uzun süre oturmayın.

İdrar Kaçırma:

Sebebi Nedir?

Büyüyen uterusun idrar torbası üzerine uyguladığı artmış basınç zaman zaman idrar kaçırmanıza neden olur. Bu rahatsız edici belirti gülerken, hapşırırken ve öksürürken oluşur. Doğum sonrası genellikle kaybolur.

Ne Yapabilirim?

  • İdrar torbanızı sıkıştığınız her an boşaltın (sık sık tuvalete çıkın), hiçbir zaman içeride idrar bırakmayın. Sık boşaltma idrar torbanızın dolu olmasını önler.

Kilo Artışı:

Gebeliğin sonunda yaklaşık 11-14 kilo kazanırsınız. 3. dönemde kadınların çoğu yaklaşık 5 kilo kazanırlar.

BEBEKLE İLGİLİ ÖNEMLİ NOKTALAR:

Ağırlık:

Bebek gebeliğin bu son döneminde büyüyüp ağırlık kazanmaya devam etmektedir.28.haftanın sonunda yaklaşık kilosu 1,5 kilo ve boyu 35-40 cm’dir. Cilt ince, kırmızı ve buruşuk gözükür. Vernix kazeosa denilen beyaz yağlı bir madde cildi kaplamaktadır. Gözler açılır ve kapanır ve bebek parmağını emebilir.

Bebek 37. haftaya kadar her hafta yaklaşık 200-225 gram kazanır. Doğuma yaklaştıkça bebeğin kilo artışı yavaşlar. 8. ayda bebek doğum pozisyonuna girer. Baş aşağıda ve kollar ile bacaklar göğüse doğru çekilmiştir.

  1. haftada bebeğin ortalama ağırlığı 3-3.5 kg ve boyu 46-50 cm’dir. Bebeğinizin ağırlığı ve boyu bundan fazla veya az olabilir. Bu durum gayet normaldir.

Bebeğin Hareketleri:

Gebeliğin son döneminde bebeğin kilosu artmaya devam ederken uterusun içinde hareketlerini daha iyi hissedersiniz. 3. dönemde bebeğin hareketleri daha sık ve daha şiddetli olacaktır. Bebeğin hareketlerinde ani bir azalma bir problemin işareti olabilir. Bu durumda hemen doktorunuza başvurunuz.

Gebeliğin son döneminde bebeğin hareketlerini etkileyen birçok faktör vardır. Ne kadar ve ne zaman yediğiniz, pozisyonunuzun nasıl olduğu ve dışarıdan gelen sesler bebeğin aktivitesini etkilemektedir.

Birçok aktif ve çalışan gebe kadın bebeğinin hareketlerini her zaman anlayamazlar. Bebeğin aktivitesinde bir yavaşlama olduğunu düşünüyorsanız bebeğin hareketlerini kendiniz değerlendirebilirsiniz. Bunun için 30-60 dakika sol tarafınıza yatın ve bebeğinizin ne kadar sık hareket ettiğini izleyin.

Sık Sorulan Sorular

Soru: Bebeğin doğumunu nasıl anlarım?

Cevap: Bebeğin başının doğum kanalına inmesi doğumun başlangıcının işaretidir. Akciğerler ve mide üzerine olan basıncın azalması sonucu daha rahat nefes alacağınız ve sindiriminiz daha kolaylaşacağı için kendinizi hafiflemiş hissedeceksiniz.

Hafiflemiş hissettiğiniz zaman karnınızın şekli değişecektir: karın biraz aşağı ve öne doğru yer değiştirecektir. Bu dönemde daha sık idrar yapacaksınız.


aydan-biri-web-1.jpg

İkinci üç aylık dönem gebeliğin 13. haftası ile 27.haftası arasındaki dönemdir.”Altın dönem” olarak da adlandırılan bu dönemde gebeliğin başlangıcındaki yan etkiler azalmış buna karşın son üç aydaki rahatsızlıklar ise henüz başlamamıştır. Bu dönemde bulantınız azalmıştır, uykularınız düzelmiştir ve enerjiniz yerine gelmiştir. Ayrıca bu dönemde bebeğiniz size gerçek gibi gelmeye başlamıştır. 12.haftalık gebe iken doktorunuz bebeğin kalp atışlarını duyabilir ve 16-20. haftalar arasında bebeğin ilk hareketlerini hissedebilirsiniz. 4-5. aylarda artık karnınız yavaş yavaş belirmeye başlamıştır. Gardrobunuzu değiştirmenin, gelen bebeğiniz için evde planlar yapmanın zamanı gelmiştir. İkinci üç aylık dönem bu kadar problemsiz bir dönem de değildir. Yeni belirtiler bu dönemde de sık görülür. Hangi belirtilerin normal olduğunu okudukça göreceksiniz.

      Fiziksel Değişiklikler ve Belirtiler

  • Ağrılar ve
  • Yanmalar
  • Cilt değişiklikleri
  • Kabızlık
  • Anemi
  • Kilo artışı

      Sık Görülen Belirtiler

  • Vajinal akıntı ve enfeksiyonlar
  • Aşerme

      Bebekle İlgili Önemli Noktalar

      Sık Sorulan Sorular

FİZİKSEL DEĞİŞİKLİKLER VE BELİRTİLER:

Ağrılar ve Yanmalar:

İkinci üç aylık dönemde uterusun genişliğinde hızlı artışı fark edeceksiniz. 27.haftanın sonunda bebek 12 haftalıktakinden 4 kat daha büyük olacaktır. Uterus büyürken, vücudunuzun içinde o bölümde olan diğer organlar normal yerlerinden birazcık uzaklaşacaklardır. Bu nedenle bu organları tutan kas ve liflerde aşırı gerilme olacaktır. Bütün bu büyüme ve gerilme anne adayını rahatsız edebilir. Bu dönemde görülen ağrı ve yanmaların esas nedeni uterusun ağırlığı ve genişliğindeki artış ve gebelik hormonlarıdır.

Sırt Ağrısı:

Sebebi Nedir?

Gebelik sırasında kalça bölgenizdeki kemiklerin arasındaki eklemler yumuşayıp gevşerler.

Bunlar doğum sırasında bebeğin bu bölgeden geçebilmesi bir hazırlıktır. Bu dönemde, uterusunuzun ağırlığı artar ve ağırlık merkezinin yeri değişir. Bunun sonucu olarak zamanla ve belki hiç farkında olmadan, vücut şekliniz ve yürüme şekliniz değişir.Ağırlık merkezindeki

değişiklikleri kompanse etmek için yapılan bu değişiklikler de sırt ağrılarına neden olur. Sırt ağrısına neden olan bir başka faktör ise karın bölgesindeki kasların hafif de olsa ayrılmasıdır.

Ne Yapabilirim?

  • Sırt ağrısını azaltmak için, oturmanıza, kalkmanıza ve yürümenize dikkat etmelisiniz.
  • Doğru duruş egzersizleri yapın, omuzlarınız geride durun.
  • Uzun süre ayakta kalacaksanız, bir ayağınızı yerden fazla yüksekte olmayan iskemleye dayayın.
  • Bacaklarınız hafif yukarıda oturun ve bacak bacak üzerine atmayın.
  • Ağırlığı doğru kaldırın. Dizlerinizin üzerine oturun ve ağırlığı beliniz dik olacak şekilde kalçanızı (sırtınızı değil) yukarı kaldırarak alın.
  • Ani yakalama hareketleri yapmayın veya kolunuzu aniden başınızın üstüne kaldırmayın.
  • Yatarken veya dinlenirken dizleriniz ve kalçalarınız kıvrılı şekilde, bir tarafa bakacak şekilde yatın. Dizlerinizin arasına ve karnınızın altına minder yerleştirin. Bu pozisyon alt sırt bölgesindeki basıncı ortadan kaldıracaktır.
  • Karın bölgenizdeki kasları güçlendirmek için yapılan egzersizler sırt ağrısının azalmasına yardımcı olacaktır.

Karın Ağrıları:

Sebebi Nedir?

İkinci dönemde alt karın bölgesindeki ağrıların nedeni genişleyen uterusun çevresindeki kasların ve liflerin gerilmesidir. Bu nedenle karın bölgesindeki ağrı bebeğiniz ve sizin için bir tehdit oluşturmasa da, bu ağrıyı doktorunuza söyleyin çünkü bu ağrının nedeni uterus dışına yerleşmiş gebelik veya erken doğum başlangıcı olabilir.

Daha önceden karın bölgesine uygulanan bir ameliyat geçirmişseniz ağrının nedeni buradaki yapışıklıkların gerilmesi olabilir.

Gebelik sırasında bazen apendiks iltihabı veya safra kesesi taşları ağrısı farklı yerlerde oluşur. Bu ağrının farklı yerde oluşmasının nedeni büyüyen uterusun diğer organları bulundukları yerden başka tarafa itmesidir.

Ne Yapabilirim?

  • Karın ağrısı çok şiddetli ise, oturma veya yatma rahatlatabilir.
  • Dinlenme egzersizleri ve sıcak banyo rahatlatabilir. Ağrı sürekli ise doktorunuzu arayın.

Bacak Krampları:

Sebebi Nedir?

Bacaklarda kramplar 3.aydan sonra sık görülür. Genellikle geceleri oluşur ve bazen uykudan uyandıracak kadar şiddetlidir. Bacak kramplarının gerçek nedeni belli değildir. Fakat kalsiyum alımındaki yetersizlik, yorgunluk veya sinirler üzerine uterusun yaptığı basınç ağrıya neden olabilir.

Ne Yapabilirim?

  • Bacak kampları sizi çok rahatsız ederse, kalça kaslarınızı gerici egzersizler yapın.
  • Uzun süre oturmaktan veya uzun süre yürümekten kaçının.
  • Eğer kramp girerse, dizinizi gererek ayağınızı hafifçe yukarı kaldırın.
  • O bölgeye sıcak uygulamalar rahatlatıcı olabilir.

Mide Yanmaları:

Sebebi Nedir?

Mide yanmasının nedeni, mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçmasından oluşur. Bu meydana geldiğinde, mide asitleri yemek borusunu tahriş eder.

Gebelikte mide yanmasına sebep olan birçok durum vardır. En önemli nedeni, büyüyen uterus yukarı doğru mideyi sıkıştırmasıdır. Diğer bir neden, sindirim sisteminizin çalışması hormonların etkisi altında yavaşlamaktadır. Yemek borusunda dalga şeklinde hareketlerle ilerleyen yiyeceklerin gidişi gebelik sırasında yavaşlamaktadır. Midenizin boşalması gecikmekte ve yiyecekler sindirim sisteminden daha yavaş boşalmaktadır.Bu genel yavaşlama

şu nedenle oluşur: yiyecekler emilirken daha uzun süre geçecek ve bu şekilde bebeğe daha fazla besin ulaşacaktır. Fakat, bu durum hazımsızlık ve şişkinliğe yol açar.

Ne Yapabilirim?

  • Bulantı ve kusmayı önlemek için ilk üç ayda yaptığınız şeyler mide yanmanızı da önleyecektir. Örneğin, sık ve küçük öğünlerde yemek yiyin ve midenizi doldurmayın.
  • Mide yanmanızı artıran hareketler ve pozisyonlardan kaçının (ani öne eğilmeler vs.).
  • Bir şeyi kaldırırken dizlerinizin üstüne çökün.
  • Sırtüstü yatmaktan kaçının ve kendinizi minderlerle destekleyin.
  • Mide yanmanız çok fazla ise doktorunuz size antiasid yazabilir, fakat doktorunuza danışmadan antiasid almayınız. Çünkü bazı antiasidler vücutta su tutarlar.
  • Yağlı ve baharatlı gıdalardan ve özellikle kızartma türü yiyeceklerden uzak durun. Fazla miktarda çay, kahve ve çikolatadan sakının.

Cilt değişiklikleri:

Cilt Kararması Sebebi Nedir?

Gebelik sırasında vücudunuzda görev yapan hormonlar cildinizde belirli değişikliklere neden olur. Bunlardan en sık görüleni, kadınların yaklaşık %90’ında karşılaşılan cilt kararmasıdır. Bu belirti, esmer kadınlarda daha belirgindir. Gerçek nedeni belli değildir fakat artmış östrojen düzeyleri bununla ilişkili olabilir.

Gebelik sırasında cilt kararması; göğüs uçları, kasık bölgesi ve göbek çevresinde belirgindir. Ayrıca koltuk altları ve kalçanın iç tarafında da belirebilir. Bazı gebelerde ayrıca yüzde de hafif cilt kararması oluşur.

Ne Yapabilirim?

  • Gebelik sırasında cilt kararması güneş ışığı veya diğer ultraviole ışıklarla daha da kötüleşebilir. Bu durumda fazla güneşe maruz kalmayın. Dışarıda olduğunuz zaman vücudunuzu en az 15 koruma faktörlü bir güneş kremi ile koruyun. Hava güneşli de olsa, bulutlu da olsa her zaman zararlı güneş ışınlarının vücudunuza gelebileceğini unutmayın!…

Cilt kararması doğumdan sonra her zaman kaybolur.

Diğer Cilt Değişiklikleri

Aşağıda yazılı olanlar doğumdan sonra sıklıkla kaybolan cilt değişiklikleridir:

Gebelik sırasında görülen avuç içi kızarıklığı ile avuç içi ve ayak tabanı kaşıntısı nemlendirici kremler kullanılarak azaltılabilir.

Benlerin sayısı çok artabilir fakat gebelik sırasında oluşanlar cilt kanserinde oluşanların tipinde değildir (Emin olmak için doktorunuza gösteriniz).

Tırnaklar kırılgan ve yumuşak olabilir. Oje kullanmak bu durumu daha da kötüleştirebilir. Ellerinizi olduğu gibi tırnaklarınızı da losyonla nemlendirin ve deterjanla çalışırken kesinlikle eldiven giyin.

Kabızlık:

Sebebi Nedir?

Kabızlık, gebelikte görülen en sık ve en rahatsızlık verici durumlardan biridir. Kabızlığın nedeni sindirim sisteminin genel olarak yavaşlaması ve büyüyen uterusun alt barsaklara yaptığı baskıdır. Kabızlık ayrıca gebeliğin son dönemlerinde hemoroid (basur) oluşumunu artırır.

Ne Yapabilirim?

  • Bu problemle baş etmenin en önemli yolu diyetinizi düzenlemektir.
  • Liften zengin yiyecekler ve fazla sıvı alma kabızlığı önler veya hafifletirler. Her türlü çiğ sebze, meyve ve her türlü et yemeği yiyebilirsiniz.
  • Meyve ve sebzeler ihtiyacınız olan lifi almanızı sağlar.
  • Meyve suları da kabızlığı azaltırlar. Kuru kayısı, kuru erik, kuru incir kompostoları içebilirsiniz.
  • Sabah kahvaltısından önce bir bardak şekerli ılık su (bir çay kaşığı yağ ilave edilmiş su) içiniz.
  • Yaptığınız egzersizi artırmanız da bu probleme yardımcı olabilir.
  • Günlük yürüyüşlerinizi biraz artırmanız etkili olabilir.
  • Bu dönemde de doktorunuza danışmadan müshil yada benzeri etkili ilaçlar almayınız.

Anemi (Kansızlık):

Bebeğin gebelik sırasında artan ihtiyaçları vücudunuzun demir gereksinimini fazlalaştırır. Demir, alyuvarların yapımında rol oynayan çok önemli bir elementtir. Gebelik öncesinde günlük demir ihtiyacınız 15 mg kadarken şimdi bunun 2 katına ihtiyacınız vardır: 30 mg.

Diğer kadınlar gibi gebelik sırasında bu kadar fazla demiri temin edecek yeterli demir deponuz yoktur ve artmış demir ihtiyacınızı besinlerden aldığınız demir ile karşılamanız da mümkün değildir.

Sebebi Nedir?

Gebelik sırasında kan hacminiz yaklaşık % 45 oranında artar. Vücudunuzda yeterince demir yoksa artmış alyuvar üretimindeki ihtiyacı karşılayamaz ve bunun sonucunda anemi gelişir. Gebe kadınlarda anemi yorgunluk ve strese yol açar ve annenin hastalıklara daha çabuk yakalanmasına neden olur.

Aneminin Belirtileri 

  • Yorgunluk ve güçsüzlük
  • Solukluk
  • Nefesten kesilme
  • Çarpıntı
  • Sersemlik, baş dönmesi

Ne Yapabilirim?

  • Aneminin tek tedavisi demir almaktır. Bu yüzden gebeliğin 2.döneminden itibaren muhakkak her gebe ilave olarak demir almalıdır.

Kilo Artışı:

Bu ikinci üç aylık dönemde ne kadar kilo alırsınız?

Kilo artışı biraz da gebelikten önceki ağırlığınıza biraz bağlıdır fakat ilk üç aydan sonra haftada 400-500 gram almanız normaldir.

SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER:

Aşerme :

Birçok kadının gebelik sırasında belirli yiyeceklere karşı çok fazla istekleri olur. Özellikle ilk üç ayda, gebelikteki hormon değişikliklerine bağlı olarak iştahınızda değişiklikler olmuştur.  2. dönemde hala bazı yiyeceklerin tadını beğenmeme veya bazı yiyecekleri aşerme devam eder. Sağlıklı yiyecekler yemeye devam ettiğiniz sürece bu değişikliklerin pek bir önemi yoktur. Nadiren, bazı kadınların gebelikleri sırasında yiyecek olmayan maddelere karşı aşermeleri olur. Bunlar zararsız olanlardan, çok zararlı olanlara doğru değişir.

  • Kil
  • Çamaşır Kolası
  • Kabartma tozu
  • Buz

Bu olağandışı duruma “pika” adı verilir. Bunun nedeni belli değildir. Bunun sonucunda bazen demir eksikliği gelişebilir. Bu gibi şeyleri yeme çoğunlukla zararlı olmayabilir fakat bazı maddeler sindirim sistemi problemlerine yol açabilir. Kil, parazit içerebilir. Yiyecek olmayan bir maddeyi aşeriyorsanız, doktorunuza bildiriniz.

Vajinal Akıntı ve Enfeksiyonlar: 

Bir çok kadın bu dönemi ilk döneme göre daha kolay ve daha rahat hissetmesine rağmen, bu dönem yeni fiziksel yan etki ve diğer belirtileri de beraberinde getirir. Potansiyel problemleri tanımlamak ve ne zaman doktorunuza danışacağınızı bilmek ilk dönemde olduğu gibi çok önemlidir.

Sebebi Nedir?

Bir çok kadının gebelik sırasında vajinal akıntıları artmaktadır. Bunun sebebi üreme organlarındaki bezlerden salgılanan hormonların etkisiyle mukus üretiminin artmasıdır. Gebe kadında görülen normal vajinal akıntı, beyaz renktedir ve ince kıvamlıdır ve hafif bir kokusu vardır. Yüksek asid ortamı sayesinde potansiyel olarak zararlı bakterilerin üremesine izin vermez.

Normalde vajinada denge halinde birçok organizma yaşamaktadır. Bu denge; stres, hastalık, vajinaya tatbik edilen duş, antibiyotik gibi ilaçlar veya gebelik hormonları ile bozulduğunda, bir organizma diğerlerinden daha hızlı çoğalır ve vajinal enfeksiyona neden olur

Yeşil ve sarı renkte çoğu kez kokulu bir akıntınız varsa ve kasık bölgeniz kızarmış ve kaşınıyorsa vajina enfeksiyonuna yakalanmışsınız demektir. Bu gebelik sırasında hormon değişiklikleri nedeniyle sık görülür.

Ne Yapabilirim?

  • Vajina ve kasık bölgenizi mümkün olduğunca temiz ve kuru tutun. Vajinanın içini sabunla yıkamak oradaki asit dengesini bozacağından mantar enfeksiyonu riskini artırır.
  • Rahat ve bol giysiler giyin ve sentetik giysiler giymekten kaçının.
  • Pamuklu iç çamaşırlarını tercih edin.
  • Vajina enfeksiyonuna yakalanırsanız, doktorunuza eşinizin de tedavi olup olmayacağını sorun.

BEBEKLE İLGİLİ ÖNEMLİ NOKTALAR:

Gebeliğin 26. haftasında bebeğin boyu yaklaşık 23 santimetre ve ağırlığı 670 gramdır. 28 haftalıkken bebek gözlerini açar ve kapar ve düzenli aralarla uyur ve uyanır. Bu dönemde boyu 25 santimetre ve ağırlığı 900 gramdır.

Bebeğinizin hareketlerini hissetmeye başlamanızdan itibaren, bebeğiniz de sizi duyabilmeye başlamaktadır. İşitme en iyi 24. haftada başlamaktadır. Bu dönemde bebeğiniz dışarıdan gelen

seslere cevap verir. Şimdi bebeğiniz sizin sesinizi duymaktadır ve doğumdan sonra sizi tanıması muhtemeldir. Uterusun (rahim) içindeki ortam çok sessizdir fakat bebeğiniz kalbinizin atışlarını, damarlar içinde kanın akışını ve midenizin seslerini duymaktadır.

Bebeğin diğer duyu organları da bu dönemde gelişmektedir. 16. haftadan başlayarak bebeğiniz ışığa hassas duruma gelmektedir ve 29. haftada bebek gözünü açarak parlak ve sürekli yanan ışığın kaynağını bulmaya çalışır.

Bebeğin Hareketlerini Hissetmek:   

Bebeğin hareketlerini yaklaşık 20. haftada hissedersiniz. Bu dönemde hareketler biraz düzensizdir daha sonra yavaş yavaş düzenli olur. En aktif olduğu zaman 27 ve 32. haftalardır. Bebeğinizin hareketleri arttığında, gebeliğiniz sizin gözünüze daha gerçekmiş gibi gelecektir. İlk üç aylık dönemde gebeliği size hatırlatan bulantı veya diğer belirtileridir. Fakat bu dönemde çok daha hoş bir duygu olan bebeğin hareketleri gebeliği size hatırlatmaktadır:. Zaman geçtikçe eşiniz de karnınızın üstünde bebeğin hareketlerini hisseder.

SIK SORULAN SORULAR:

Soru: Kendimi şu son dönemlerde çok sakar olarak görüyorum ve düşüp bebeğime zarar verecekmişim gibi endişe duyuyorum. Bende bir bozukluk mu var?

Cevap: Hissettiklerinizin tümü normaldir. Gebeliğinizin ilerlemesiyle vücut şekliniz ve denge merkezinizdeki değişiklikler nedeniyle oturmanız, kalkmanız ve yürümenizdeki farklılıklar anormal değildir. Bebek doğduktan sonra tekrar eski halinize döneceksiniz. Düşerseniz, büyük olasılıkla bebeğiniz zarar görmeyecektir. Düşme, bebeğinizden önce ilk başta size zarar verir. Düşmeden sonra bebeğin sağlığından dolayı endişe duyuyorsanız doktorunuza danışınız. Denge noktanızın değişmesi nedeniyle topuklu ayakkabı giymeyin. Tersine topuksuz düz ve ortopedik ayakkabılar giyin. Çok fazla pozisyon değişikliği yapmanız gereken durumlarda ara vererek çalışın.

Soru: Bebeğin doğumunu nasıl anlarım?

Cevap: Bebeğin başının doğum kanalına inmesi doğumun başlangıcının işaretidir. Akciğerler ve mide üzerine olan basıncın azalması sonucu daha rahat nefes alacağınız için ve sindiriminiz daha kolaylaşacağı için kendinizi hafiflemiş hissedeceksiniz. Hafiflemiş hissettiğiniz zaman karnınızın şekli değişecektir. Bu dönemde daha sık idrar yapacaksınız.

Soru: Dişlerimi fırçalarken neden dişetlerim kanıyor? Önemli bir durum mu var?

Cevap: Vücudunuzdaki diğer mukoz membranlar gibi diş etlerinize de gebelik sırasında fazla kan akımı olmaktadır. Bunun sonucu olarak diş etiniz şişer ve her fırçalamada kanama eğilimi olabilir. Ağrı ve kızarıklık gelişmediği sürece endişelenecek herhangi bir durum yoktur.

Normal dönemde olduğu gibi gebelik sırasında da diş bakımınızı ihmal etmeyin. Rutin diş grafileri sıklıkla doğum sonrasına ertelenmesine rağmen, diş fırçalama (günde iki kez), diş aralarını temizleme ve düzenli diş muayeneleri önemlidir. Dişlerin temizlenmemesi kanamayı kanamayı daha da şiddetlendirebilir.

Soru: Gebelik öncesi hiç burnum kanamamıştı, fakat şimdi devamlı kanıyor, ne yapabilirim?

Cevap: Burun kanaması, vücudunuzda mukoz membranlara artmış kan akımı sonucudur. Bu değişiklik rahatsız edici ölçüde değilse sizin ve bebeğinizin sağlığına zarar vermez.

Bol bol sıvı alın. Burun sekresyonlarını yumuşatmak için evinizde nemlendirici bulundurun ve tahrişi önlemek için burnunuzu çok yavaş temizleyin. Burun kanamasını durdurmak için oturun ya da ayağa kalkın fakat sakın yatmayın veya başınızı arkaya atmayın.

Burun deliklerinizi birkaç dakika sıkıp tekrar serbest bırakın. Bunu birkaç defa uygulayın, eğer durmazsa doktorunuza danışın.


profdraydanbiri-e1576217831267.jpg

Gebelik, kadının son menstrüel periyodunun ilk gününden itibaren 40 hafta sürer. Gebelik üç 3 aylık dönemde incelenir ve bu dönemlerin her birine trimestir adı verilir. “Birinci Trimestir” ilk 12 haftayı içerir, “ikinci trimestir” 13-27. haftaları ve “üçüncü trimestir” 28-40 haftaları içine alır. Her üç aylık dönemde (trimestirde) bazı önemli noktalar vardır. Örneğin, ilk üç aylık dönemde belirli testler yapılır ve gelişecekse bazı problemler, hemen her zaman üçüncü trimesterde gelişir.

Bu bölüm, siz anne adaylarının, gebeliğin her döneminde sıklıkla karşılaşabileceği problemlerin ayrıntılarıyla incelenmesi ve bu problemlere karşı yapılması gerekenlerin açıklanması amacıyla hazırlanmıştır.

 

İLK ÜÇ AYLIK DÖNEM (1.TRİMESTER)

     Fiziksel Değişiklikler:

İlk üç aylık dönem vücudumuzda önemli değişikliklerin olduğu dönemdir. Kişi bu dönemde gebeliğin ilk heyecanını yaşarken bazı sorunlarla da karşı karşıya kalır.

  • Yorgunluk
  • Bulantı ve kusma
  • İdrara sık çıkma
  • Göğüs hassasiyeti
  • Baş ağrısı ve kendini iyi hissetmeme
  • Kilo artışı

Sık Görülen Belirtiler:

  • Nokta şeklinde kanama (lekelenme) veya kanama
  • Kasık ağrısı

Bebekle İlgili Önemli Noktalar:

Sık Sorulan Sorular:

FİZİKSEL DEĞİŞİKLİKLER :

Gebeliğin başlangıcında fiziksel değişiklikler sizi rahatsız etse de, sağlığınızı veya bebeğin sağlığını tehlikeye sokmaz. Her gebelik kendi içinde ele alınır. Siz aşağıda yazılan sorunların hepsi ile veya bazısı ile karşılaşabilirsiniz yada hiç karşılaşmayabilirsiniz. Belirtilerin ne olduğunu ve kendinizi rahat hissetmek için bunlara karşı ne yapacağınızı bilirseniz gebeliğiniz o kadar rahat geçecektir.

Yorgunluk:

Sebebi Nedir? 

Gebeliğin başlangıcında kadınların çoğu normalden daha fazla yorgundur. Bu duygu çok iyi anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü; vücudunuzun yapması gereken daha çok işi vardır. Gebeliğin ilk haftalarında vücudunuz bebeğe besinleri taşıyabilmek için daha fazla kan üretir. Bu artmış kanı göndermek için kalbiniz daha fazla çalışır ve nabız dakikada 10-15 daha fazla atar. Bu dönemde yorgunluk hissedeceğiniz fiziksel değişikliklere ek olarak yeni duygular ve düşüncelerle de karşı karşıyasınız. Gebeliğiniz planlı olsun veya olmasın bu dönemde biraz duygusal sıkıntınız olacaktır. Bebeğinizin sağlıklı olup olmayacağı endişesi olacak ve nasıl anne olacağınız konusunda içinizde karmaşık duygular olacaktır.

Ne Yapabilirim?

Dinlenin: İhtiyacınız olduğu kadar dinlenin. İyi yeme ile birlikte sigara içme ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan kurtulmanın yanı sıra mümkün olduğunca daha fazla dinlenmek için yollar bulmalısınız.

  • Gün içinde arasıra şekerleme yapın. Bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlenme sayesinde enerjinizi yeniden kazanırsınız.
  • Gün içinde şekerleme yapamazsanız, hemen iş sonrası veya akşam yemeği öncesi yapabilirsiniz. Eşiniz veya çocuklarınız size ellerinden geldiğince yardımcı olsunlar.
  • Dinlenmek için yatağa erkenden yatmak istiyorsanız yapın. Ayrıca yatmadan birkaç saat önce su içmeyi keserseniz, geceleyin tuvalet için çok kereler kalkmak zorunda kalmazsınız.

Egzersiz yapın: Enerji düzeyinizi artırmanın en iyi yolu egzersiz yapmaktır. Her gün 30 dakika yürümek gibi orta düzeyde bir egzersiz bile kendinizi enerji dolu hissetmenize neden olur.

Doğru yemek yiyin: Doğru yemek yeme, her zamankinden daha önemlidir. Gebeliğin başlangıcında doğal olan yorgunluk, yeterli demir veya protein takviyesi almıyorsanız şiddetlenebilir.

Bulantı ve Kusma:

Sebebi Nedir?

Gebeliğin erken döneminde bulantı ve kusma ile ilgili bir teori, bunun nedeninin plasenta ve fetusta salgılanan hormon değişikliklerine bağlı olduğu şeklindedir. Bunda mide-barsak sistemindeki değişiklikler de bir parça rol oynayabilir. Mide gebelik hormonlarının etkisi ile daha yavaş boşalır. Bulantı ve kusma ayrıca, duygusal stres ve yorgunlukla artabilir.

Buna “gündüz hastalığı” dense de, gebeliğin erken dönemindeki bulantı-kusma günün herhangi bir zamanında oluşabilir. Bu belirti gebelerin %70’ini etkilemektedir. İlk gebelikte, genç kadınlarda ve ikiz gebeliklerde bulantı daha şiddetli olabilir. Gebeliğin 4-8 haftalarında  başlar ve 14-16 haftalığa ulaştığında azalır. Fakat bazı kadınlarda bulantı ve kusma 3.aydan sonra başlayabilir ve bazı kadınlarda ise tüm gebelikleri süresince bulantı devam eder.

Ne Yapabilirim?

Yeme alışkanlıklarınızı değiştirin: Gün içinde daha sık ve küçük öğünler şeklinde yemek bulantıyı azaltır. Yemekler sırasında az sıvı almak da iyileşmeye yardımcı olur. Bunları yapmanın amacı mideyi tamamen boş veya tamamen dolu tutmaktan kaçınmaktır. Çünkü her iki durum da bulantıyı daha kötü yapabilir.

Gündüz atıştırmaları yapın: İlk uyandığınız zaman bulantınız kötü ise yataktan çıkmadan önce demli olmayan bir çay için. Yatağın başında galeta, kraker gibi kuru şeyler bulundurun.

Çok yavaş kalkın: Sabahları yataktan alelacele kalkmayın, dinlenin. Gebeliğin erken döneminde sık görülen yorgunluk da bulantıyı şiddetlendirebilir.

Hoş olmayan koku ve yiyeceklerden kaçının: Bir çok kadın, gebelikleri sırasında bazı koku ve yiyecekleri hoş bulmazlar. Mümkün olduğunca bu tür yiyecek ve kokulardan kaçının.

Diğer olası yardımlar: Bulantınızı antiasid ilaç kullanımı hafifletebilir, fakat doktorunuza danışmadan ilaç almayınız. Çünkü bazı antiasidler vücutta sıvı tutarlar. Bulantınızın hafiflemesine B6 vitamini de yardımcı olabilir.

İdrara Sık Çıkma:

Sebebi Nedir?

İlk üç ayda uterusun (rahim) büyüyen hacmi ile birlikte böbreklerin artan fonksiyonları size idrara çıkma ihtiyacı hissi verir. Ayrıca hapşırırken, öksürürken ve gülerken de idrar kaçırabilirsiniz. Bunun nedeni, büyüyen uterusun idrar torbasına yaptığı baskı sonucudur. 4.ayda uterus kasık bölgesine doğru yayıldığından dolayı, mesaneye olan basınç o kadar fazla olmaz.

Ne Yapabilirim?

  • Yatmadan birkaç saat önce su içmeyi kesersiniz, gece boyunca daha az kalkarsınız ve gece boyunca daha iyi uyursunuz. Fakat aksi olmadıkça gebelik süresince sıvı alımını kesmek iyi değildir.
  • İhtiyaç hissettiğiniz her an idrarınızı yapın. İdrarınızı tutmak, idrar torbasının tam olarak boşalamamasına neden olur ve bu, idrar yolları enfeksiyonuna yol açar. İdrar yaparken öne doğru eğilmek ise idrar torbanızın tam olarak boşalmasına yardımcı olur

Göğüs Hassasiyeti:

Sebebi Nedir?

Östrojen ve progesteron adı verilen dişilik hormonlarının artmış üretimi gebe kadının göğüslerindeki değişikliklerin temel nedenidir. Gebeliğin ilk birkaç haftasında göğüslerinizde hafif değişiklikler hissedebilirsiniz, bunlar ağrılı olabilir.

Ne Yapabilirim?

  • Göğüslerinizi iyi destekleyen sütyen ağrıyı azaltabilir. Ayrıca geceleyin göğüsleriniz sizi rahatsız ediyorsa, uyurken de sütyen takınız.

Baş Ağrısı ve Kendini İyi Hissetmeme:

Sebebi Nedir?

Gebeliğin erken döneminde görülen baş ağrıları bir çok kadını rahatsız etmektedir. Nedeni belli değildir, fakat gebeliğin erken döneminde görülen diğer rahatsızlıklar gibi, hormon düzeyinizdeki ve kan dolaşımındaki değişiklikler neden olabilir. Diğer olası nedenler stres ve yorgunluktur. Gebe kaldığınızı öğrenir öğrenmez kafeini azaltırsanız veya tümden keserseniz, bu değişiklikler birkaç gün sizde baş ağrısı yapabilir.

Kendini iyi hissetmeme, gebe kadınlarda sık görülür ve gebelik sırasında görülen dolaşım değişiklikleri sonucu olabilir. Stres, yorgunluk ve açlık da kendini iyi hissetmeme ve bayılmanın nedeni olabilir. Kendini iyi hissetmeme şiddetli ise ve karın ağrısı veya vajinal kanama ile birlikte ise ciddi bir neden olan bebeğin uterus (rahim) dışında başka bir yere yerleşmesinden şüphelenilebilir. Bu gibi durumlarda hemen doktorunuza danışınız.

Ne Yapabilirim?

  • Sinüs baş ağrıları yüzün ön tarafı ve kenarlarına, burun çevresine, gözlere sıcak kompres uygulama ile azalabilir.
  • Gerilme baş ağrılarında ise boyunun arkasına soğuk kompres koyunuz.
  • Gevşeme egzersizleri, baş ağrınızı azaltmanın yanı sıra kendinizi çok iyi hissetmenize neden olur. Bu egzersizleri gözünüzü kapatıp sakin güzel bir yer düşünerek yapın. İyi yemek yeme ve iyi dinlenme ile egzersiz de çok önemlidir.
  • Söylemesi çok kolaydır ama yaşamınızdaki stresi azaltmak gebeliğinizin ilk dönemleri ile geri kalanı kolay geçirmenizi sağlayacaktır.
  • Ağrı kesici kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışın.
  • Hafif sersemlik durumlarını yattığınız yerden veya oturduğunuz yerden yavaş kalkarak azaltabilirsiniz.

Kilo Artışı:    

Gebelik boyunca toplam 11-14 kilo kazanmanıza rağmen, bunun yalnızca çok küçük bir oranını ilk üç ayda kazanırsınız. İlk üç ayda normal kilo artışı yalnızca 1 kilodur.

Bebeğinizin tüm önemli yapıları ve organ sistemleri ilk üç ayda oluşur. Daha sonraki dönemde ise bunlar büyüyüp gelişirler ve bebeğinizde kilo artışı görülür.

İlk üç ayın sonunda, bebek ortalama 7 cm. uzunluğunda ve 28 gram ağırlığındadır. Bazı organ ve organ sistemleri oluşmuş ve hatta çalışmaya başlamıştır.

  • Kalp yaklaşık 26. günden itibaren atmaya başlar.
  • Üreme organları gelişmiştir fakat bebeğin cinsiyeti tam olarak anlaşılamaz.
  • İlk kemik hücreleri oluşur.
  • El ve ayak parmakları oluşmuştur ve tırnakların oluşması başlamıştır.
  • Dolaşım ve solunum sistemleri çalışmaktadır.
  • Karaciğer safra yapmaktadır ve böbrekler idrar torbasına idrar salgılamaktadır.
  • Bebek ilk üç aylık dönemde hareket etmeye başlamıştır.

SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER:

Gebeliğin erken döneminde birçok kadın kendisini rahatsız eden belirtilerden şikayetçidir. Bunlar genelde endişe edilecek problemler değildir, fakat hangi belirtilerin doktora başvuracak durumlar olduğunu bilmelisiniz.

Nokta Şeklinde Kanama (Lekelenme) veya Kanama:

Sebebi Nedir?

İlk üç ayda görülen vajinal kanama sık görülen bir olay değildir. Her 4-5 kadından birinde oluşur. Kanamanın şiddeti, süresi ve devamlı olup olmadığı belirlenmelidir.

Ne Yapabilirim?

  • Kanama herhangi bir problemin varlığını gösterebilir. Bu nedenle kanama olduğunda doktorunuza başvurunuz.

Kasık Ağrısı:  

Sebebi Nedir?

İlk gebe kaldığınızda kasıklarınızda, kalça ve belinizde ağrı hissi ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Rahim genişlerken, onu tutan elastik dokular bu gelişmeye ayak uydurabilmek için gerilirler. Bu gerilme sonucunda ağrı görülür. Rahatsızlık verici olsa da, endişelenmenize gerek yoktur. Ilık bir banyo gevşemenize ve sancılarınızın hafiflemesine yardımcı olur.Ayrıca

dinlenme egzersizleri ile de rahatlayabilirsiniz.

Ne Yapabilirim?

Ağrı şiddetli, sürekli ve ateşle birlikteyse hemen doktorunuzu arayın.

SIK SORULAN SORULAR:

Soru: Her kış istisnasız genellikle şiddetli gribe yakalanırım fakat bu yıl gebeyim. Hastalığı tedavi edecek güvenli bir yol var mı? Hastalığım bebeği etkiler mi?

Cevap: Grip veya soğuk algınlığının belirtileri sizi rahatsız etse de genellikle bebeğe zarar vermez. Bağışıklık sisteminizdeki değişiklikler nedeniyle gebelik sırasında soğuk algınlığı belirtileri daha uzun sürer.                                                                                                         İyi yemek yeme, sık dinlenme ve egzersiz korunmak için yapılması gerekenlerdir. Ayrıca boğaz ağrısı veya nezlesi olan birisiyle yakın temastan kaçının.

Ailenizde veya yanınızda çalışan kişilerde soğuk algınlığı varsa, ellerinizi sık sık yıkayın. Çünkü bu mikroplar kolaylıkla hasta kişiye temas etmeyle bulaşır.

Gebelikte soğuk algınlığı ve griple başetmenin en iyi yolu, ilaç almadan kendinize en iyi şekilde bakmaktır. Bol dinlenme ve fazla sıvı alma ile belirtileri tedavi edebilirsiniz. Odanızı devamlı nemlendirin. Devamlı bir su kaynatıp buharının odanızda dağılarak ortamın nemlenmesini sağlayın.

Hafif soğuk banyolar ateşinizin düşmesine yardımcı olur.

İştahınız soğuk algınlığından etkilenmiş olsa bile, iyi yemeye dikkat edin. Küçük miktarlarda ve sık olarak yemek yiyin.

  • Ateşiniz 38.2°C’ye erişirse,
  • Yeşil veya sarı mukuslu balgam çıkarıyorsanız,
  • Belirtiler sizin yemenizi veya uyumanızı engelliyorsa,
  • Belirtilerde herhangi bir iyileşme olmadan birkaç günden fazla sürmüşse

doktorunuzu arayın!  

Soru: Gebelik sırasında röntgen ışınları zararlı mı? Diş bakımı sırasında röntgen çektirmeden kaçınmalı mıyım? Diğer röntgenlerle ilgili bilmem gerekenler nedir?

Cevap: Kanser tedavisi gibi yüksek doz radyasyon uygulamasının bebeğe zarar verdiğinin bilinmesine karşın teşhis amaçlı kullanılan düşük dozların bebeğe zarar verme olasılığı pek yoktur. Gebe olduğunuzu bilmeden teşhis amaçlı röntgen çektirmişseniz sakın panik olmayın ve doktorunuzla konuşun.

Diş röntgenleri ile alınan ışın miktarı çok daha düşüktür. Göğüs röntgeni ile de aldığınız ışın çok azdır. Fakat gene de gebelik sırasında hiç ışın almamak en iyisidir. Rutin diş röntgenlerini gebelikten sonra veya en azından son üç aylık dönemde çektirebilirsiniz. Gebelik sırasında çekilen ultrasonların ise bebeğe hiç zararı bulunmamaktadır.

 

Soru: Benim 2 yaşındaki çocuğum devamlı kucakta taşınmaktan hoşlanıyor. Onu kaldırmam veya herhangi bir ağır kiloyu kaldırmam bebeğime zarar verir mi?

Cevap: Fazla kilo kaldırmak bebeğinizden çok sırtınıza zarar verecektir. Bu yüzden yorulmadığınız sürece aşırı olmamak şartı ile ağırlık kaldırmaktan korkmayın.

Üçüncü aydan sonra fazla ağır şeylerin kaldırılması önem arzeder. Herhangi bir ağırlık kaldırırken dizlerinizin üstüne çöküp sırtınızı mümkün olduğunca dik duruma getirip o şekilde alıp kalkmanız öğütlenebilir.

Soru: Gebeliğim sırasında cinsel yaşamımda herhangi bir değişiklik olacak mı?

Cevap: Erken doğum veya düşük riski yoksa gebelik sırasında cinsel yaşamınız hiçbir şekilde değişmeyecektir. Ancak bazı doktorlar gebeliğin ilk iki ayı ile son birkaç haftasında cinsel ilişkiye girilmemesini önerirler.

Soru: Gebe kalmamdan beri uyku düzenim tamamıyla değişti. Bu değişiklik normal mi?

Cevap: Evet. Tüm fiziksel ve duygusal değişiklikleri göz önüne alacak olursak uyku düzenindeki bu değişiklerin olması pek şaşırtıcı değildir. Bazı kadınlar ilk üç ayda daha fazla uyumalarına rağmen, bazıları gece uyumakta zorluk çekmektedir. Uyuyamıyorsanız işte size basit öneriler:

Yatakta uyumayı beklemeyin, kalkın ve kitap okuyun, TV izleyin, örgü örün v.s.

Gün içinde uyuyup gece uyuyamıyorsanız, öğleden sonraları kısa kestirmeler yapın.


profdraydanbiri-e1576217831267.jpg

Doğasında Doğum Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydan Biri,’Genel olarak maalesef mamaya çok erken başlanıyor.’ dedi.

Doğasında Doğum Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydan Biri, “Ülkemizde ilk 6 ayda sadece anne sütüyle devam etme oranı yüzde 9 civarında kalıyor. Doğumun birinci günü mamaya başlama oranı yüzde 50. Genel olarak maalesef mamaya çok erken başlanıyor.” dedi.

Doğasında Doğum Derneğince 1-7 Ekim Emzirme Haftası kapsamında, özel bir hastanenin konferans salonunda “Emzirme Paneli” düzenlendi.

Prof. Dr. Biri, panelin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, emzirmenin anne bebek sağlığı ve ülke refahıyla ilgili olumlu sonuçlarının yadsınamayacağını söyledi.

Annelere 24 ay emzirme önerilmesine rağmen bunun gerçekleşme oranının oldukça düşük olduğunu belirten Biri, şöyle konuştu:

“Ülkemizde ilk 6 ayda sadece anne sütüyle devam etme oranı yüzde 9 civarında kalıyor. Doğumun birinci günü mamaya başlama oranı yüzde 50. Genel olarak maalesef mamaya çok erken başlanıyor. Sütün bırakılmasının nedenleri arasında annenin sezaryenle doğum yapması bulunuyor. Sezaryenle doğumda anestezinin etkisi, annenin ağrılarının etkisi gibi nedenlerden dolayı anne ve bebeğin buluşma süresi uzuyor. Doğumda ilk anda anne ile bebeğin buluşması emzirmeyi tetikleyen en önemli faktör. Bu kanıtlanmış bir şey. Doğumdan sonra anneyle bebeği en kısa sürede bir araya getirmek gerekiyor. O zaman kadının süt salgısı hızlıca devreye giriyor.”

“Doğum da emzirmek de sabır istiyor”

Prof. Dr. Biri, bebeğin doymasına ilişkin kaygılar nedeniyle bazı annelerin emziremediğini, bu süreci “Süt gelmedi, bebek aç.” gibi söylemlerin etkilediğini ifade etti.

Doğum yapan bir annenin ilk birkaç gün sütünün yoğun olmamasının normal olduğunu anlatan Biri, “O çok az gelen süt de bebek için yeterli ve doyurucudur. Bebek, çok az miktarlarda süte ihtiyaç duyar. Annelerin emzirme sürecinde mamaya geçmek için acele etmemesi gerekiyor. Bu süreçte anne, aile ve sağlık personeli sabırlı olmalı. Doğum da emzirmek de sabır istiyor. Aceleye gelmiyor.” dedi.

Bebeğe ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğini vurgulayan Biri, anne sütüne artık sadece besin gözüyle değil içinde çocuğu hastalıklardan koruyan birçok hücre olduğundan doku gözüyle de bakıldığını dile getirdi.

Panel kapsamında, anne ve anne adaylarına yönelik bilgi yarışması düzenlendi. Yarışmada birinci ve ikinciye ücretsiz check-up hediye edildi.

 


f07e3c7d-0236-4f34-af1d-c843f69ca229-1200x800.jpg

Doğasında Doğum Derneği Başkanı Prof.Dr. Aydan Biri, “Jinekoloji polikliniklerinin yüzde 30- 40’ını anormal idiyopatik kanama meşgul etmektedir. Kadınlar sıkça bu durumdan hastanelere geliyor. Kadınlarda, üreme çağında süratle müdahale gerektiren bir sorundur. Tüm kadınların yüzde 25’inde anormal kanama görülüyor.” diye konuştu.

Doğasında Doğum Derneği ile Sağlık Ekonomisi ve Politikası Derneğince “Menoraji’de Güncel Yaklaşım Çalıştayı”, ATO VIP Salonu’nda düzenlendi.

Doğasında Doğum Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydan Biri, kadınlarda uzun, zamansız ve fazla kanamaların “anormal kanama” olduğunu, tıp literatüründe ise “menoraji” şeklinde ifade ettiklerini belirtti.

Biri, çalıştayın amacının sempozyumdan farklı olarak, çıktısı, sonuçları ve önerileri olan bir rapor hazırlamak ve bunu ilgili derneklerle paylaşmak olduğunu kaydetti. Aydan Biri, şöyle konuştu:

“Jinekoloji polikliniklerinin yüzde 30-40’ını anormal idiyopatik kanama meşgul etmektedir. Tüm kadınların yüzde 25’inde anormal kanama görülüyor. Kadınlar sıkça bu durumdan hastanelere geliyor. Kadınlarda, üreme çağında süratle müdahale gerektiren bir sorundur. Hatta ameliyata kadar giden yönleri nedeniyle üremeyi de bloklayan bir sorundur. Altta yatan nedenler hormonal, organik dediğimiz miyomlar, polipler gibi tedavi edilebilir rahatsızlıkların yanı sıra kanser, pıhtılaşma bozuklukları gibi hastalıklardır. ”

Sağlık Ekonomisi ve Politikası Derneği Başkanı Dr. Güvenç Koçkaya, aşırı kanamanın Türkiye’de çokça görülen bir hastalık olduğunu söyledi.

Belirli şikayetlerle hastaneye başvuran hastalara, hekimler tarafından uygun tedavi uygulandığını belirten Koçkaya, “Sosyal Güvenlik Kurumunun bazı uygulamaları nedeniyle insanlar tedaviye özel hastanelerde erişebiliyorken, devlet hastanelerinde erişemeyebiliyor. Özellikle son uygulamalarda bunu görüyoruz ne yazık ki.” şeklinde konuştu.

Çalıştayda, anormal kanama hastalığının, Türkiye’nin klinik ve ekonomik yönden ne durumda olduğunun masaya yatırılacağını ve görüş alışverişinde bulunulacağını belirten Koçkaya, “İlaçlı rahim içi cihaz kullanımı kısıtlandı. Bu kısıtlandığı için hastalar ya oral tedaviye ya da cerrahi tedaviye gidecek. Devlet, büyük bir değişiklik yapmazsa ve var olan uygulamaya devam ederse, yılda 10 milyon lira civarında kamunun zararı olacağına inanıyorum. Bu durum, Türkiye’de yılda 8 bin ek histerektomiye (rahmin alınması) neden olabilir.” dedi.

Üreme çağındaki kadınların yüzde 14’ünde anormal kanama görülüyor

Medipol Üniversitesi Uluslararası Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fatih Durmuşoğlu, normal düzenin dışında ve normalden fazla miktarda olan rahim kaynaklı kanama anlamına gelen idiyopatik menorajinin, üreme çağındaki kadınların yüzde 14’ünde görüldüğünü belirtti.

Üreme çağındaki genç kadınlarda bu hastalığın görülmesinin önüne geçilmesi gerektiğine işaret eden Durmuşoğlu, idiyopatik menorajinin organik patoloji olmadan kanama miktarının 80 mililitre üzerinde olması halinde verilen bir tanım olduğunu aktardı.

Kadınlardaki bütün kanamaların da idiyopatik menoraji yani aşırı kanama anlamına gelmediğini belirten Durmuşoğlu, “30-49 yaş arası kadınların yüzde 5 oranı idiyopatik menoraji nedeni ile jinekolojik konsültasyona başvuruyor. Ülkemizde bu sayı en az 800 bin kadın demektir.” bilgisini paylaştı.

Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doğum Hastanesi İnfertilite, Aile Planlaması ve Menopoz Klinik Şefi Prof. Dr. Berna Dilbaz ise normalin dışında fazla olan kanamaların yapısal ve sonradan oluşan sebeplerden kaynaklı olduğunu belirterek, hastaların pek çok şikayetle hastanelere başvurduğunu söyledi.

Medikal, cerrahi ve hormonal tedavilerin hastalığın önüne geçilmesinde kullanıldığını belirten Dilbaz, “Bizim birçok tedavimiz basamak tedavisi. Onun için mecbur kalırsak, rahimin alınması durumu karşımıza çıkıyor. Bu istemediğimiz bir durum aslında. Maalesef bu durumla karşı karşıya kalabiliyoruz.” diye konuştu.

Çalıştaya, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Ankara Şube Başkanı ve Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, Prof. Dr. Filiz Avşar, Prof. Dr. Bülent Berker, Doç. Dr. İsmail Güler başta olmak üzere alanının uzman akademisyenleri katıldı.

Ülkedeki menoraji tedavisinin klinik ve ekonomik yönden sağlık politikası ve kamu maliyesi açısından durumu değerlendirildi.

Sağlık Bakanlığı temsilcilerinin ve alanın uzmanlarının katıldığı çalıştayın sonunda idiyopatik menoraji konusunda rapor hazırlanacak.


aydan-biri.jpg

Emzirme oranlarının artırılmasına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla Koru Hastaneleri ile Doğasında Doğum Derneği işbirliğinde, çiçeği burnunda anne ve anne adayları yarıştı. Yarışma sonucunda anneler hem eğlendi hem de öğrendi. Emzirmenin çocuklarının sağlığını nasıl etkilediğinin bilincine varan anneler, bundan sonraki süreçte daha dikkatli olacaklarını dile getirdiler.

Dünya Emzirme Haftası, ülkemizde her yıl 1- 7 Ekim tarihleri arasında, emzirmeyi teşvik etmek, farkındalığı artırmak, anne ve bebek sağlığını iyileştirmek için kutlanıyor. Koru Hastaneleri ile Doğasında Doğum Derneği’nin işbirliğiyle düzenlenen Emzirme Paneli etkinliğinde ebeveyn adayları ve çiçeği burnunda anneler hem bilgi sahibi oldu hem de yarıştı.

Panele katılanların, emzirme ve anne sütünün önemini daha iyi anlayacağını söyleyen Koru Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Başkanı aynı zamanda Doğasında Doğum Derneği Başkanı olan Prof. Dr. Aydan Biri, emzirmenin anne bebek sağlığı ve ülke refahı ile ilgili olumlu sonuçların yadsınamaz bir gerçek olduğunu ve bu sonuçların farkındalığı artırarak annelerin daha fazla desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Anne sütünün sadece bir besin olmadığını aynı zamanda bebeği hastalıklardan da koruduğunu belirten Biri, hiçbir mama ya da ek gıdanın anne sütü ile mukayese edilemeyeceğine dikkat çekti.

Türkiye’deki emzirme oranlarındaki yetersizliğe vurgu yapan Biri, “TNSA 2013 verilerine göre, bebeklerin yüzde 58’i ilk iki ayında sadece anne sütü ile beslenirken, bebeğin büyümesiyle birlikte bu oran azalıyor. 4-5 aylık bebeklerde ise, ne yazık ki yüzde 10’lara kadar düşüyor.  Ülkemiz için bu oranlar oldukça düşündürücü ve üzücüdür.  Amacımız bu oranları yükseltmek, bebeklerimizin sağlığı için emzirmenin teşvikini ve devamını sağlamaya çalışmaktır.” şeklinde konuştu.

Ülkemizdeki emzirme oranları tüm çabalara rağmen artırılamadığına dikkat çeken Biri, “Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, üniversite ve özel sektördeki hastanelerin çoğunluğu bebek dostu hastanesi olmasına rağmen, hala emzirme oranları ilk 6 ayda yüzde 9 civarında kalıyor. Ülkemizde emzirme oranlarının tüm çabalara rağmen artırılamadığı görülüyor. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) 2020-2030 yılları arasındaki hedeflerinde ilk 6 ay emzirme oranının %50 ve üzerine çıkarmak olduğunu göz önünde bulundurursak, ülkemizde hedefe ulaşmak için, emzirme farkındalığını artırmak gerekiyor. Emzirmenin, anne bebek sağlığı üzerine faydalarının yanı sıra aile ve ülke ekonomisine de faydasının olduğu bir gerçek.” dedi.

Emzirmeye başlama oranlarının yüksek olup, hemen akabinde emzirmenin kesintiye uğramasının önemli bir problem olduğunu belirten Biri, anne sütünün verilmesi konusunda farkındalık oluşturmak için Koru Hastanelerinde yaklaşık 2011 yılından bu yana Emzirme Danışmanlığı Polikliniğinde hizmet verdiklerini söyledi.

Emzirmenin kadın ve çocukların, sağlığını, refahını ve yaşamını iyileştirdiğini dile getiren Biri, “Emzirmek, doğum sonrası süreçte annenin daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur, rahmin gebelik öncesi boyutuna daha hızlı dönmesini sağlayarak, kanama riskini azaltır.” diye konuştu.

Emzirme Anne ve Çocuk Sağlığını Olumlu Yönde Etkiler

Emzirmenin bütün canlılar için doğal ve en temel beslenme şekli olduğunu dile getiren Biri, şunları söyledi: “Anne sütü her bebeğe özel hazırlanan kıymetli bir besindir. Yeni doğan sağlığı açısından dramatik faydaları vardır. Emzirme anne ve çocuk sağlığını olumlu yönde etkiler. Araştırmalar, uzun süreli emzirilen bebeklerde, astım, Tip I ve Tip II diyabet ve obezite gibi hastalıkların görülme sıklığının azaldığını gösteriyor. Emzirilen bebekler ani bebek ölüm sendromu (SIDS) açsından da düşük risk altındadır.   Anne sütü, bebeklerde uykuyu destekleyen hormonlar içerdiği için, anne sütü alan bebekler daha rahat uykuya geçerler ve daha huzurludurlar. Emziren anneler de bu sebeple daha fazla dinlenme fırsatı bulurlar. Emzirmenin kadın sağlığı açısından bir diğer faydası da meme kanseri üzerine ciddi koruyucu etki sağlaması. Anne sütü bir besin olmasının dışında bebeği ciddi şekilde hastalıklardan korur. Emzirmek her anneyi güvende tutar.”



Ut wisi enim ad minim veniam, quis nostrud exerci tation ulla. Eodem modo typi, qui nunc nobis videntur parum clari, fiant sollemnes in futurum. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit, sed diam nonummy nibh euismod tincidunt ut laoreet dolore magna aliquam erat volutpat.



Ut wisi enim ad minim veniam, quis nostrud exerci tation ulla. Eodem modo typi, qui nunc nobis videntur parum clari, fiant sollemnes in futurum. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit, sed diam nonummy nibh euismod tincidunt ut laoreet dolore magna aliquam erat volutpat.


Copyright 2019. All rights reserved.